otan yapı
darıca gazetesi

Sicili Kabarık Ülke

Cengiz BAYSU

Cengiz BAYSU

E-Posta : cengizbaysu1955@yahoo.com.tr

    İbraniler’den Romalılar’a, Seçuklular’dan Haçlılar’a kadar çeşitli istilâlara uğramış olan Suriye, 1517 yılında Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. Suriye’nin Akdeniz kıyılarına paralel sıra dağlarının doğusunda Mezopotamya’nın verimli toprakları, zengin petrol yatakları ve değerli madenleri bulunmaktadır. Ayrıca Uzakdoğu ticareti için önemli konuma sahip olması, bu coğrafi bölgenin önemini daha da arttırmıştır.
    Osmanlı Devleti,  I.  Dünya  Harbi’ne  girmiştir.  Harp  devam  ederken  Fransa  ile İngiltere, 9 Mayıs 1916’da bir anlaşma yaparak Ortadoğu’yu nasıl paylaşacaklarını belirlerler. Irak ve Filistin, İngiliz mandası altına; Suriye ve Lübnan ise Fransız mandası altına sokulacaktır. 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi sonunda Fransızlar, Lübnan’ı ve daha kuzeydeki Suriye petrol sahasının tamamını ele geçirir, 1944 yılına kadar bu bölgede egemenliklerini sürdürürler.  Suriye, 17 Nisan 1944’te bağımsızlığına kavuşur...
    Doğu Akdeniz insanının müziği, mutfağı, adetleri ve yaşam tarzları bize benzese de yönetici kadroların düşünce sistemleri farklıdır. Suriyeli lider Baba Hafız Esad, Sovyet eğitim sistemiyle yetişmiş bir darbecidir. Yönetimi ele geçirdikten sonra kurduğu güçlü istihbarat ağı ve kendisine bağlı kadrolarla ülkesinde 30 yıl iktidarda kalabilmeyi başarmıştır. 1973 Arap-İsrail Savaşı sırasında Mısır’ın yanında yer alan Suriye, 1976’da Lübnan’ı işgal ederek altı yıl süreyle elinde tutmuştur. Hama katliamında 20.000 Suriyelinin canına kıyılmıştır.
    1980’den itibaren Sovyet doktrinine göre dizayn edilen Suriye Silahlı Kuvvetleri, bir dizi teknik ve askeri işbirliği anlaşmaları sonucu envanterine ağırlıklı olarak Sovyet yapımı harp silah ve araçları ile muhabere vasıtalarını dahil etmiştir. 8 yıl süren İran-Irak Savaşı sırasında İran’ın yanında yer almıştır.
    I. Dünya Harbi’nde İngilizlerle işbirliği, 1980’li yıllardan itibaren de Sovyetler Birliği ile işbirliği yapmaya başlayan sicili kabarık ülke Suriye, dönem içinde nice insanımıza gözyaşı, ayrılık ve yokluk yaşatan PKK ile işbirliği yapmaya başlamıştır. Terör örgütü mensuplarına topraklarında üs vererek barınma ve eğitimlerini desteklemiştir. 1990’da Sovyetler Birliği çökünce iki ülke arasındaki ilişkiler zayıflamaya başlasa da teröre verdiği desteği kesmeyen Suriye’ye karşı Türkiye diplomatik uyarılar yapmış ve tekrarlamıştır. 
    Suriye bu uyarılara kulak asmayınca Türkiye güney sınırında büyük çaplı bir tatbikat başlatmıştı hatırlarsanız... Başına belâyı sardıracağını anlayan din kardeşimiz (!), teröristbaşını apar topar topraklarından çıkarmış, Türkiye’den özür bile dilememişti. Sıkılmadan kardeşlik şarkıları söylüyor, Hatay‘ı kendi sınırları içinde gösterme aymazlığından vazgeçiyordu. İmdadına yine Rusya Federasyonu yetişmiş, teröristbaşını kabul etmişti. Tabii Rusya ile ilişkilerini de yeniden tazelemişti.
      Bugün duraklamış gibi görünen BOP projesi sebebiyle sıranın kendisine geleceği endişesini taşıyan Suriye, yüksek teknolojiye dayalı bir askeri harekâtı her an yapabilecek yetenekteki İsrail’i, birinci öncelikli tehdit olarak görmekte ve İsrail-ABD koalisyonundan çekinmektedir.  Suriye’nin bir NATO ülkesi olan Türkiye’den hoşlanmadığı da açıktır. 
    Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu’da PKK terör örgütüyle mücadelesini TSK’nın yıpranması olarak gören Suriye, ‘askerlerimizin başına çuval geçirilmesi’ne ve yolcu gemimize İsrail’in müdahalesine karşı Türkiye’nin gösterdiği ve sonuç alamadığı tepkileri pasif siyaset olarak algılamıştır. 
    Geçtiğimiz aylarda Pekin’de açılan Uluslararası Turizm Fuarı’nda Türkiye ve Suriye heyetleri harita sorunu yaşamışlardı. Suriye yine yarayı kaşımaya başlamış, savaş uçağımızı Akdeniz’in uluslararası sularında düşürmek suretiyle Türkiye’nin tepkisini test etmeye çalışmıştır. Suriye topçu birliklerince topraklarımıza atılan mermiler gerilimi tırmandıran,  ülkemizi kaosun içine çeken ve komşuluğa yakışmayan davranışlardır.
       Arap ülkeleri içinde saygın bir yeri olmayan Suriye’nin, kendisinde yeterli gücü gördüğü anda çıkar birliği sağladığı ülkelerle askeri anlaşmalar yapabileceği ve başta BM olmak üzere uluslararası platformlarda Türkiye aleyhine sesini yükseltebileceği zaten beklenen bir olgudur. Silahlanmaya da bu nedenle ağırlık vermektedir. Rusya’dan Suriye’ye giden Suriye yolcu uçağının ihbar sonucu Esenboğa hava alanına indirilmesiyle askeri malzeme taşıdığının tespit edilmesi bunu teyit eder. Savaşın bir cinayet olduğu hepimizce malûm; ama sınır birliklerinin birbirlerine top atışı yapmaları da ne kadar devam edecek? 
    8 yıl süren ve kimin ne yaptığının ve ne kazanç elde ettiğinin belli olmadığı İran-Irak savaşında duyduğumuz  “şafak operasyonu”, “zafer harekâtı”, “balyoz darbesi” gibi abartı dolu koca koca lâflar, sadece karşılıklı topçu atışlarıyla günahsızların hayatlarını kaybetmelerine yol açmıştır. 
    Yönetim değişiklikleri, bazen toplumsal ve ekonomik gelişmelerle Bulgaristan örneğinde olduğu gibi bazen de dış destekli siyasi kararların etkisiyle Libya ve Mısır örneklerinde olduğu gibi gerçekleşebiliyor… İnanıyoruz ki, devletimizin karar organları mutlaka temkinli hareket edeceklerdir.
      
 
 
 


İzlenme: 687
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

KOCAELİ - HAVA DURUMU

KOCAELI

ÇOK OKUNANLAR

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ