otan yapı
darıca gazetesi

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

Cengiz BAYSU

Cengiz BAYSU

E-Posta : cengizbaysu1955@yahoo.com.tr

  “...Ulusun   hal  ve  vaziyetini  derpiş etmek  ve

 hukuki  sesini  cihana işittirmek için her türlü tesir

ve murakabeden azade bir ulusal heyetin kurulması elzemdir. “                 

Mustafa Kemal

(22 Haziran 1919 - Amasya Genelgesi’nden)[1]

 

    Osmanlı Devleti, 1808’den itibaren modernleşme ve uygarlaşma yolunda adımlar atmak istemişse de süregelen toprak kayıpları, isyanlar, yeni kapitülasyonlar ve borçlanmalar nedeniyle ilerleme zemini bulamamıştır.

    Düyun-u Umumiye kararları, Osmanlı Devleti’ni ekonomik vesayet altına almış, Yunan, İtalyan, Balkan ve I. Dünya harpleri siyasi sistemi çökertmiştir. 18’inci yüzyıl sonlarında Avrupa’yı sarsan kavramları Osmanlı topraklarında yerleştirmek yaklaşık bir buçuk asır gibi bir zaman almıştır. Bu çabalar bir sonuca varacaktır elbette.

    Mondros Mütarekesi’yle birlikte Anadolu toprakları işgal görmeye başlayınca, İstanbul’daki işgal donanması için “Geldikleri gibi giderler” diyen Mustafa Kemal, Anadolu’ya geçmeye karar verir ve 8/9 Temmuz 1919 gecesi askerlikten istifa eder. “Sine-i millet”e, çok sevdiği halkının içine döner. Kongrelerde çoğulcu kararlar alınmasını isteyen tutumu ve kurulacak olan yeni hükümet hakkında yaptığı “Hükümet şekli cumhuriyet olacaktır” şeklindeki açıklaması, yurdun işgal altında bulunduğu bir dönemde kimsenin göze alamayacağı davranışlardır.

    İngilizlerin İstanbul hükümetini sıkıştırmaları sonucu hakkında tutuklama kararı çıkarılır ve idama mahkûm edilir. Tüm bu olumsuzluklara rağmen mücadele azmi kırılmayan Mustafa Kemal’e, kongreler döneminde bir de suikast olayı tertiplenir ancak gerçekleşmez...

İlk Meclis’in açılışına doğru

   Urfa, Maraş, Antep ve Adana’da Fransızlarla çarpışmalar, Düzce, Beypazarı ve Anzavur ayaklanmaları ve Akbaş cephaneliği baskınının kahramanı Köprülülü Hamdi Bey’in şehit edilmesi, 1920 yılının başından 23 Nisan’a kadar geçen yaklaşık dört aylık sürede Heyet-i Temsiliye’nin karşısına çıkan büyük acı ve güçlüklerdir.

    16 Mart 1920’de İstanbul’da Meclis-i Mebusan’ı basan İngilizler tüm Osmanlı milletvekillerini tutuklamışlardır. Mustafa Kemal, olayı şiddetle kınamış ve ülke hakkında alınacak stratejik kararlar için Ankara’da acele bir meclis toplanmasını istemiştir.

Ulusal egemenlik:

     Ulusun bağımsızlığı ve egemenliği konusunda kararlıdır. “…Bundan dolayı hürriyetin de, eşitliğin de, adaletin de dayanak noktası milli egemenliktir… Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” demek suretiyle ülke hakkında alınacak kararlarda, ülkeyi yönetmede, dış ülkelerle ilişkileri düzenlemede ve iş ve çalışma hayatına yön verme gibi esaslarda halkın söz sahibi olmasını istemektedir. Hatta bu inancını annesinin mezarını ilk ziyaret edişinde dahi “Ulusal Egemenlik uğruna canımı vermek benim için vicdan ve namus borcu olsun” demek suretiyle de vurgulamıştır.

    23 Nisan 1920’de Ankara’da dualarla ilk Meclis (Birinci BMM) açılır ve Mustafa Kemal başkan olarak seçilir. Artık Heyet-i Temsiliye dönemi kapanmış, Anadolu’da yeni bir hükümet kurulmuştur.  

Bayram olarak kabulü:

    İlk BMM’nin açılışı 1921 yılında kutlanmıştır.  Çocuk Bayramı adıyla 23 Nisan 1927’de Atatürk’ün himayesinde kutlanmış, daha sonra 1935 yılında çıkarılan bir yasayla Milli Hâkimiyet Bayramı şeklinde kabul edilmiştir. 1980 yılında çıkarılan bir yasayla 23 Nisan günü  “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olarak zikredilmiştir.  

Yarınlarımızın büyük adamları sevgili çocuklarımız, bu mutlu gününüzü kutluyorum. Çeşitli etkinliklere katılmak ve mutluluğumuzu paylaşmak için dost ülkelerden gelen çocuklara da dünya barışına kendi çaplarında katkı sağladıklarını hatırlatmak ve “hoş geldiniz” demek istiyorum. 23 Nisan’ı hep birlikte, güler yüzle, sevinçle ve barış idrakiyle kutlayalım.

    Bugün sembolik olarak devlet adamlarımızın koltuklarına oturacak çocuklarımızı ve diğerlerini gelecekte daha yüksek mevkilerde, dünya ve devletlerarası mevkilerde görmek hepimizin dileğidir.  

     Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin ve onun özgür halkının bir mensubu olarak; sevgili Atatürk’ümüzü, destan yazan isimsiz kahramanları, insanımızın namusu ve vatanımızın bütünlüğü için seve seve canını feda eden şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.      



[1] Çankaya, Necati, “Atatürk’ün Hayatı, Konuşmaları ve Yurt Gezileri”, İstanbul-1985, s: 38


İzlenme: 538
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

KOCAELİ - HAVA DURUMU

KOCAELI

ÇOK OKUNANLAR

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ