“Dolandırıcılık şebekeleri organize, hızlı ve teknolojik; devlet refleksi ise yavaş ve dağınık” olduğunu belirten Kanko, vatandaşın devlete duyduğu güvenin organize suç şebekeleri tarafından sistematik biçimde istismar edildiğini belirterek, “Bu vakalar artık münferit dolandırıcılık olayları değil; doğrudan devlet otoritesini hedef alan organize bir güvenlik sorunudur” dedi.
Dolandırıcıların; e-Devlet kapısını, MHRS randevu sistemini, bankaların mobil uygulamalarını ve UYAP üzerinden yürütülen dava ve icra süreçlerini birebir taklit eden platformlar oluşturduğunu vurgulayan Kanko, vatandaşların “randevu alma”, “hakkınızda dava açıldı”, “icra dosyanız var”, “dosyanızda işlem bulunmaktadır” gibi mesajlarla paniğe sürüklendiğini ifade etti.
Bu yöntemle kimlik bilgilerinin, banka hesaplarının, kredi kartı verilerinin ele geçirildiğini belirten Kanko, özellikle emeklilerin, yaşlı yurttaşların ve dijital okuryazarlığı düşük kesimlerin hedef alındığını söyledi.
Rakamlar Alarm Veriyor
Emniyet ve yargı birimlerine yansıyan verilerin tehlikenin boyutunu ortaya koyduğunu belirten Kanko, bilişim yoluyla dolandırıcılık olaylarının son yıllarda geometrik biçimde arttığını açıkladı:
2019: 70 bin olay
2020: 85 bin olay
2021: 120 bin olay
2022: 155 bin olay
2023: 190 bin olay
2024: 220 binin üzerinde olay
2025: e-Devlet ve MHRS taklitli dolandırıcılıklarda rekor artış
Kanko, “Bu rakamlar yalnızca resmi kayıtlara yansıyan dosyaları kapsamaktadır. Şikâyet etmeyen mağdurlar da hesaba katıldığında tablo çok daha ağırdır. Son beş yılda milyarlarca liralık maddi kayıp söz konusudur. Binlerce yurttaş birikimini, emekli maaşını, kredi limitini kaybetmiştir” dedi.
Kanko, asıl vahim olanın kamuya ait dijital sistemlerin yeterince korunamaması olduğunu belirtti. Sahte uygulama ve linklerin uzun süre erişime açık kalabildiğini, şikâyetlere rağmen müdahalenin geciktiğini ve kurumlar arasında yetki karmaşası yaşandığını vurguladı.
“Devletin milyonlarca yurttaş tarafından her gün kullanılan dijital sistemleri bu kadar yaygınken, vatandaşın bu alanlarda savunmasız bırakılması açık bir yönetim zaafıdır” diyen Kanko, dijital güvenliğin artık ulusal güvenlik meselesi hâline geldiğini ifade etti.
Cezalar Caydırıcı Değil
On binlerce soruşturma dosyasına rağmen dolandırıcılık ağlarının büyümeye devam ettiğini söyleyen Kanko, mevcut cezai yaptırımların caydırıcılığının ciddi biçimde tartışmalı olduğunu belirtti.
“Dolandırıcılık şebekeleri organize, hızlı ve teknolojik; devlet refleksi ise yavaş ve dağınık. Bu mücadelede etkin ve bütüncül bir strateji geliştirilememiştir” ifadelerini kullandı.
Kanko, bu durumun yalnızca bireysel mağduriyet değil; kişisel verilerin korunması, finansal istikrar ve devlete duyulan güven açısından yapısal bir kriz anlamına geldiğini söyledi.
Meclis Araştırması Talebi
CHP’li Kanko, dijital dolandırıcılıkların tüm yönleriyle araştırılması amacıyla Meclis Araştırması açılmasını talep etti. Araştırma kapsamında;
Dolandırıcılık yöntemlerinin ve örgütlü yapılarının,
e-Devlet, MHRS, bankacılık ve adli sistemlerdeki güvenlik açıklarının,
Sahte uygulama ve sitelere erişim engeli süreçlerindeki gecikmelerin,
Kurumlar arası yetki ve sorumluluk karmaşasının,
Mevcut cezaların neden caydırıcı olmadığının
tüm boyutlarıyla ortaya konulması gerektiğini vurguladı.
“Vatandaş Devlete Güvenemez Hale Gelirse Bunun Bedeli Ağır Olur”
Kanko açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Vatandaşın devlete duyduğu güveni korumak devletin asli görevidir. Eğer yurttaş, devletin dijital kapısından girerken dolandırılma korkusu yaşıyorsa burada ciddi bir yapısal kriz vardır. Bu tablo kabul edilemez. Sorumlular ortaya çıkarılmalı, güvenlik açıkları kapatılmalı ve caydırıcı düzenlemeler ivedilikle hayata geçirilmelidir.”
Yorumlar
Kalan Karakter: