Ekonomideki dar boğaz her geçen gün biraz daha hissedilir hâle geliyor. Pazara çıkan, faturasını ödeyen, evine ekmek götürmeye çalışan herkes bunun farkında. Fakat ne hikmetse, bu ülkenin “Benim adıma konuşsun, hakkımı savunsun” diye TBMM’ye gönderdiği bazı milletvekilleri bu tabloyu ya görmüyor ya da görmezden geliyor.
Daha da kötüsü, bazıları milletin verdiği vekâleti bir görev olarak değil, adeta bir ayrıcalık olarak görüyor. Meclis’te oturmayı sorumluluk değil, bir “üstünlük” makamı sanıyor. Hâl böyle olunca da halkla dalga geçme cesaretini kendilerinde bulabiliyorlar.
AK Parti Tekirdağ Milletvekili Mestan Özcan’ın son açıklamaları tam da bunun örneği. Aylık yaklaşık 450 bin TL maaş almasına rağmen bu ücretin kendisine yetmediğini söylüyor. Üstelik bunu, soru soran bir gazeteciye şu sözlerle ifade ediyor: “Maaşlarımı sana vereyim, sen bir ay idare et.”
Bu konunun gündeme gelmesini sağlayan gazeteci arkadaşımızı kutlamak gerekir. Keşke bir adım daha ileri gidip, “O zaman gel sen de bir emekli maaşıyla bir ay geçin bakalım” diyebilseydi.
Tekirdağlılar, Mestan Özcan’ı “Bizim adımıza konuşsun, sorunlarımızı Meclis’e taşısın” diye seçti.
Peki sonuç?
Seçildiği bölgeyle ilgili ne bir konuşma, ne bir önerge, ne de kayda değer bir mücadele… Sadece el kaldır, el indir. Ama maaş? O tıkır tıkır yatıyor.
Yetmiyormuş…
Neden yetmiyor, onu da kendimizce açıklayalım:
Haftada iki kez Tekirdağ–Ankara arası gidip geliyor. Mazot parası var, uçak bileti var. Bütçe görüşmelerinde Meclis misafirhanesi masrafı var. Bir de gelen giden hemşehrilere Meclis lokantasında yemek ısmarlama mecburiyeti… Malum, bir daha seçilmek lazım.
Ama kimse kusura bakmasın.
Birincisi, milletvekili olman için kimse seni zorlamadı.
İkincisi, seçildiğin şehir için hiçbir şey yapmıyorsan, o yolu da gitme.
Üçüncüsü, gerçekten bu memleket için çalışıyorsan; insanlar sana yemek ısmarlamadın diye emin ol gücenmeyecektir...
Bu tavır sadece bir milletvekilinin şahsi meselesi değildir.
“Parası var” diye, eğitimiyle, birikimiyle, halkla olan bağıyla değil de, sadece servetiyle aday yapılması sonucu halk tarafından çekilen meclis’in fotoğrafıdır bu...
Bu eleştiri yalnızca bir partiye de değildir. Hangi parti olursa olsun; sonradan görme, halktan kopuk, siyaseti geçim kapısı sanan isimleri TBMM’ye gönderirseniz, günün sonunda karşınıza böyle tablolar çıkar.
Ve sonra dönüp “Bu Meclis neden halktan koptu?” diye sorarsanız, cevap aslında çoktan verilmiştir
Yorumlar
Kalan Karakter: