Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi'ndeki bir kozmetik fabrikasında, 8 Kasım'da saat 09.00 sıralarında çıkan yangın sonrası hazırlanan 91 sayfalık iddianamede , hayatını kaybeden Şengül Yılmaz (55), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17), Cansu Esetoğlu (16), Esma Gikan (65), Hanım Gülek (65) ve Tuncay Yıldız (48) 'ın yakınları ile yangından kurtulanların ifadelerine yer verilirken, tutuklu bulunduğu sırada kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden fabrika sahiplerinden Kurtuluş Oransal'ın boşandığı eşi olmakla birlikte halen tutuklu olan İsmail Oransal ve Altay Ali Oransal'ın annesi Aytül Akat, evli olduğu döenmlerde kocasının taksicilik ve çeşitli işlerde çalıştığını söyledi.
MUTFAKTA ÇALIŞIYORDUM AMA HER İŞİ YAPTIRIYORLARDI
Yangından sağ olarak kurtulan ve kozmetik fabrikasında 4 yıldan bu yana çalıştığını ifade eden Keriman Miskin, Ravive Kozmetik isimli işyerinde mutfak bölümünde çalıştığını, ancak kendisine zaman zaman diğer işleri de öğreterek her türlü işte çalıştırıldığını ve hiçbir eğitim almadığını, herhangi bir koruyucu kıyafet verilmediğini, yapılan iş harici olarak İş Sağlığı Güvenliği Eğitimi de verilmediğini, iş yerinde bu zamana kadar İş Sağlığı Güvenliği uzmanının hiç olmadığını, işletmede herhangi bir resmi sorumlu bulunmadığını, sigorta denetimine yalnızca 1 kez gelindiğini, bu denetimde de işyeri sahibi Kurtuluş Oransal yalnızca sigortası olanların kalmasını söyleyerek kendileri gibi sigortası olmayan diğer tüm çalışanları evine gönderdiğini söyledi.
Keriman Miskin, yangından ağır yaralı olarak kurtarılan ancak kaldırıldğı hastanede tedavi gördükten 7 gün sonra hayatını kaybeden ve kimya işleriyle uğraşan Tuncay Yıldız'ın, içerisinde parfüm yapımı için kullanılan kimyasal maddelerin bulunduğu tankeri olay günü işletmenin tam ortasında elektrikle çalışan çırpıcı denilen bir aletle karıştırdığı sırada patlamanın meydana geldiğini söyledi. Patlama sırasında çıkış kapısına 4-5 metre mesafede olduğu için dışarı çıkabildiğini ifade eden Kerimen Miskin, patlamayla birlikte çıkan yangının işyerinin ortasında olduğu için diğer arkadaşlarının içeriden çıkamadıklarını, dışarı çıktığında Tuncay Yıldız'ın üzerinin yanar vaziyette içeriden çıktığını gördüğünü söyledi
KIZININ YANARAK ÖLDÜĞÜNÜ OĞLUNDAN ALINAN DNA TESTİYLE ÖĞRENMİŞ
İfadesinde yangında yanarak hayatını kaybeden 15 yaşındaki kızı Nisanur Taşdemir'in ailenin en küçük çocuğu olduğunu söyleyen baba Vedat Taşdemir, Nisanur'un paketleme işi yaptığını ancak sonradan öğrendiğine göre aynı işyerinde sadece paketleme değil imalatta yapıldığını öğrendiğini ifade etti. Kızı Nisanur Taşdemir'in sigortasız çalıştırıldığını, sigortasının yapılması için iş yeri sahibi Kurtuluş Oransal'ı defalarca ikaz etmesine rağmen sürekli olarak oyalandığını belirten Vedat Taşdemir, olay günü sabah saatlerinde haberi alır almaz ailesiyle birlikte kozmetik fabrikasına koştuklarını ve bazı çalışanlanların hastanelere kaldırıldıklarını kızının yaralılar arsında olmadığını öğrenince İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gittiklerini, burada oğlundan DNA örneklerinin alındığını ve sonrasında da kızı Nisanur'un vefatının bu şekilde yapılan işlam sonrasında öğrendiklerini söyledi.
HAYATINI KAYBEDEN 3 ÇOCUKLU ANNE, AİLEYE MADDİ DESTEK OLMAK İÇİN İŞE GİRMİŞ
Yangında hayatını kaybeden Esma Gikan'ın eşi Aytekin Dikan, 2014 yılında memleketi oğlunu da yanlarına alarak Kars'tan Kocaeli'nin Dilovası ilçesine taşındıklarını ve burada 2 çocuğunun daha dünyaya geldiğini ifade ederek, 2 yıldan bu yana bir demir çelik fabrikasında çalıştığını söyledi. Maddi imkan sağlaması için eşi Esma Gikan'ın mahallelerinde bulunan kozmetik fabrikasında paketleme, etiket yapıştırma, dolum, yüzük takma, parfüm şişelerine kapak takma işi ve gelen kutuları paketleme işini yaptığını duyduğunu, eşinin bu iş yerinde sigortasız olarak çalıştığını, herhangi bir güvenlik önleminin alınmadığını öğrendiğini söyledi.
Olay günü kendisinin uyuduğu sırada eşinin saat 08.00 sıralarında işe gitmek için evden ayrıldığını ifade eden Aytekin Gikan, daha sonra oğlunun kendisini uyandırarak yangını haber vermesinin ardından kozmetik fabrikasına geldiklerini, yangının devam ettiği sırada eşinin hâlâ içeride olduğunu ve cenazeler olduğunu öğrendiklerini söyleyerek, hastanelere kaldırılan yaralılar arasında eşinin ismine rastlamadığını ve daha sonrasında da öldüğünü öğrendiğini belirtti.
GELEN ZABITALARA EN KALİTELİ ÜRÜNLER HEDİYE OLARAK VERİLİYORDU
Hayatını kaybeden diğer isimlerden biri olan 3 kız çocuğu annesi Hanım Gülek'in eşi Metin Gülek ise ifadesinde eşinin 700 TL. yevmiye ile kozmetik fabrikasında parfüm dolum işi yaptığını, iş yeri sahibi Kurtuluş Oransal'ın sigortası işlemleri için eşinin kimliğini aldığını ancak sigortasını bir türlü yapmadığını, iş yerinde diğer çalışan kadınlar ile birlikte herhangi bir iş güvenliği konusunda tedbir alınmadan ve ekipman verilmeden çalışıldığını bildiğini, eşinin yine çalıştığı dönemde iş yerine ara ara zabıta görevlilerinin geldiğini ve gelen bu görevlilerin Kurtuluş Oransal'ın bizzat kendisinin karşıladığını, gelen bu zabıta görevlilerinden bir kısmının fabrikanın dışında beklediğini, diğer zabıta görevlilerinin ise Kurtuluş Oransal ile birlikte fabrikanın ofis bölümüne çıktıklarını, fabrikanın en kaliteli ürünlerini bu gelen zabıta görevlilerine hediye olarak vererek yolcu ettiğini, eşinin bu durumu kendisine birkaç defa söylediğini belirtti
Yangının olduğu saatlerde damadının kendisini arayarak eşinin çalıştığı fabrikada yangın çıktığını söylemesi üzerine olay yerine gittiğini, burada itfaiye ekiplerince söndürme işleminin yapıldığını gördüğünü, hastaneye kaldırılan yaralıları kontrol ettiğinde eşinin hastanede olmadığını ve fabrikanın içerisinde vefat ettiğini öğrendiğini, daha sonra Adli Tıp Morguna kızı Dilek Güney'in gittiğini, yapılan DNA incelemesinde eşinin vefat edildiğinin teyit edildiğini öğrendiğini söyledi.
DENETİMLERDE SİGORTASIZ ÇALIŞANLAR DIŞARIYA ÇIKARTILIYORDU
Hayatını kaybeden diğer isimlerden 1 çocuk annesi Şengül Yılmaz'ın eşi Salih Yılmaz ise verdiği ifadesinde eşinin 3 yıldan bu yana kozmetik fabrikasında çalıştığını, dolum, paketleme, istifleme ve taşıma işi yaptığını ve günlük 700 TL.'ye sigortasız olarak çalıştığını, denetimlerde ise sigortasız çalışanların dışarıya çıkarılarak bekletildiğini, iş yeri ile ilgili yapılan tüm şikayetlerin havada kaldığını söyledi
Yangının olduğu gün 07:00 da işe gitmek için evden ayrıldığını, daha sonra haberi alır almaz olay yerine gittiğinde eşini görmediğini ifade eden Salih Yılmaz, birkaç hastaneyi arayarak eşinin hastaneye gelip gelmediğini sorduğunda gelmediğini öğrendiğini, daha sonra yanan fabrikadaki görevlilerin eşinin İstanbul Adli Tıpta olabileceğini söylemeleri üzerine İstanbul Adli Tıp Kurumuna gittiğini ve eşinin yanarak vefat ettiğini öğrendiğini belirtti.
KIZIMIN BAŞI KİMYASALLARDAN DOLAYI SÜREKLİ AĞRIYORDU
Kızı Tuğba Taşdemir'i çıkan yangında kaybeden baba Şahin Taşdemir ise ifadesinde, Tuğba'nın 2 yıldan bu yana aynı işyerinde paketleme işi yaptığını bildiğini, eve geldiğinde kimyasallardan dolayı sürekli olarak başının ağrıdığını söyleyip durduğunu ve sigortasının bir yapılmadığını belirtti.
Olay günü, Tuğba'nın saat 07:30 sıralarından evden çıktığını ve iş yerine gittiğini, bu sırada kendisinin evde olduğunu, yangın haberini duyunca olay yerine gittiğinde, itfaiye ekiplerinin yangına müdahale ettiğini gördüğünü, yaralı şahısların hastaneye kaldırıldığını duyunca hastaneleri arayarak kızının orada olup olmadığını sorduğunu, ancak kızının hastanelerde olmadığını öğrendiğini, fabrikadaki yangından dolayı 6 kişinin yanarak vefat ettiğini öğrenmesi üzerine yetkililerinde ölen şahısların cenazelerinin İstanbul Adli Tıp Morguna götürüleceklerini söyleyince Adli Tıp Kurumuna giderek gerekli işlemleri yaparak, çocuğunun öldüğünün tespit edildiğini söyledi.
ÜRETİM YAPILDIĞINI BİLSEYDİM KIZIMI GÖNDERMEZDİM
Yangında hayatını kaybeden 6 kardeşten biri olan Cansu Esetoğlu'nun babası serbest inşaat işçisi İbrahim Esetoğlu ise ifadesinde kızının yaklaşık olarak 1 yıldan bu yana kozmetik fabrikasında paketleme personeli olarak çalıştığını ancak yangın sonrası kızının paketleme değil de, kimyasalları birleştirerek parfüm, deodorant ve kolonya gibi ürünlerin yapımı işinde çalıştığını öğrendiğini, bu durumu bilseydi kızını işe göndermeyeceğini, kızının bu iş yerinde sigortasız çalıştığını, kızının sigorta için iş yeri sahibi Kurtuluş Oransal'la konuştuğunu, ancak her defasında kendisini oyaladığını kızından duyduğunu söyledi.
Olay günü Gebze Balçık Mahallesi mevkiinde inşaatta çalıştığını, saat 09:00 sıralarında eşinin kendisini arayarak kızının çalıştığı fabrikada yangın olduğunu söylediğini, bunun üzerine işi bırakıp evden eşini de alıp yanan fabrikaya gittiğini, bu sırada itfaiye ekiplerinin soğutma çalışması yaptığını gördüğünü, yaralıları farklı hastanelere götürüldüğünü söylemeleri üzerine hastaneleri telefonla arayarak kızının orada olup olmadığını sorduğunu, ancak kızının hastaneye yaralı olarak gitmediğini öğrendiğini, daha sonra fabrikadaki yangından dolayı 6 kişinin yanarak vefat ettiğini öğrenmesi ve yetkililerin de ölen şahısların cenazelerinin İstanbul Adli Tıp Morguna götürüldüğünü söylemeleri üzerine Adli Tıp Kurumuna giderek gerekli DNA işlemleri yaparak, çocuğunun öldüğünün tespit edildiğini söyledi.
BABAM FABRİKANIN PATLAMADAN ÖNCEKİ FOTOĞRAFLARINI GÖNDERİRDİ
Yangında ağır yaralı olarak kurtulan ve kaldırıldığı hastanede 7 gün sonra hayatını kaybeden Tuncay Yıldız'ın kızı Nursena Yıldız ise verdiği ifadesinde babasının yaklaşık olarak 1 yıl önce Düzce'deki bir kozmetik fabrikasında üretim müdürü olarak çalıştığını bu dönemde Dilovası'nda yanan fabrikanın sahibi Kurtuluş Oransal ile tanıştığını ve 2024 yılı Temmuz ayında Düzce'deki fabrikadan ayrılıp Dilovası'ndaki kozmetik fabrikasında çalışmaya başladığını söyledi.
Babasının maaşını elden aldığını ve sigortasının yapılmadığını belirten Nursena Yıldız, yangın sırasında babasının yaralandığı haberini alır almaz iş yeri sahibi Kurtuluş Oarnasl'ı aradığını ve kendisini de fabrikanın tamamen yandığını söylediğini ifade etti.
Ağır yaralı olarak kaldırıldğı Kocaeli Şehir Hastanesi'nde tedavi gördüğü 1 hafta sonra hayatını kaybeden babası Tuncay Yıldız'ın mesaj yoluyla fabrikanın patlamadan önceki haline ait fotoğrafları zaman zaman kendisine gönderdiğini söyledi.
BOŞANMADAN ÖNCE KURTULUŞ ORANSAL, TAKSİCİLİK YAPIYORDU
Yangının meydana geldiği kozmetik fabrikasının sahibi Kurtuluş Oransal'ın boşandığı eşi, halen tutuklu bulunan İsmail ve Altay Ali Oransal'ın annesi Aytül Akat ise verdiği ifadesinde, çocuklarının öz babası olan Kurtuluş Oransal ile 1990 yılında evlendiğini ve ailevi sorumluluklarını yerine getirmediği için 2011 yılında boşandıklarını söyleyerek, evli oldukları dönemde Kurtuluş Oransal'ın taksicilik ve çeşitli işlerde çalıştıktan sonra kozmetik işi yapan babasının yanında çalışmaya başladığını ve sürede de boşandıklarını belirtti.
Aytül Akat, boşanmalarının ardından Düzce'de kolonya üretimi yapan bir kozmetik fabrikasında çalıştığını duyduğu Kurtuluş Oransal'ın daha sonra çocuklarının yanına giderek kendisine kozmetik ürünleri imalatı yapan bir iş yeri açmalarını istediğini , çocuklarının da babalarının sokakta kalmaması ve kendileriyle daha fazla uğraşmaması için Dilovası'ndaki yeri açtıklarını söyledi.
Kurtuluş Oransal'ın her yere borcunun bulunduğunu ve sorumsuz bir yapısı olduğunu, çocukları İsmail ve Altay Ali Oransal'ın babalarını kendilerinden uzak tutmak istemeleri üzerine bu şirketi resmi olarak kendi üzerine açtıklarını, iş yerine alınacak personeli dahi Kurtuluş Oransal'ın seçtiğini, iş yerinde üretilen ürünler ile yine kendisinin ilgilendiğini belirterek kontrolün tamamen Kurtuluş Oransal'da olduğunu ifade etti.
FABRİKA SAHİPLERİ SUSMA HAKLARINI KULLANDILAR
Dilovası'nda yanan kozmetik fabrikasının sahiplerinden İsmail Oransal, kardeşi Altay Ali Oransal ile tutuklu olarak kaldığı cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonrası kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden babaları Kurtuluş Oransal'ın, gözaltına alındıktan sonra kollukta, Cumhuriyet Başsavcılığı'nda ve Sulh Ceza Hakimliğinde yapılan sorgu sırasında susma hakkını kullandıkları ve savunma yapmadıklarına yer verildi.
Yorumlar
Kalan Karakter: