Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
MURAT KAYA

MURAT KAYA


ANAM YOK, BABAM YOK... BAYRAM TELAŞI DA YOK

01 Ağustos 2020 - 00:50

Bizde gerçi anamızın babamızın yaşına erdik fakat yerine gelemedik..
Gelmemizde zor.
Hatta dede ve nine de oldu bizim kuşağımız onların hiç bir zaman yerine gelemeyiz..
Niye mi?
Onlar daha mı çok okudular?
Anam babam zamanında ilkokul 3 yılmış.
(Yıl 1932...33./.Cumhuriyet 10 yaşında)
Sonra +2 yıl okuyanlar Köy Enstitülerine gider olmuş.
Daha iyi üniversitelerden mi mezun oldular?

O zamanlar 40 bin köyün, 30 bininde camii yok.
Sahi niye 30 bin köyde camii yok.
Hemde Osmanlı İmparatorluğu dönemi sonrası ve Anadolu'nun tamamında...

Şimdi ülkemizde 110 bin camii var.
Hatta aynı köyün mahallelerinde dahi olmak kaydı ile birden fazla camii var.
Türkiye Cumhuriyeti döneminde...

Niye halen kutsal dinimiz üzerinden milletin temiz dini duyguları ile toplumsal ayrıştırmalara tevessül edilir.
İşte dedem ile ninemin;babam ile anamın döneminde bu kadar gelişmislik yok idi
fakat inandıkları dinin vecibelerini samimice yaşarlardı.
Günümüzde inananların çoğunun masum ve makul edep içinde duruşuna karşın dini kullanarak iş görmek isteyenlerin mağdurluk hallerinde mağrur rolü içinde olduklarını da yaşıyoruz.

Sahi dedem ,ninem, anam, babam bizden daha az okuyup üniversite yüzü görmeyip bizden daha fazla engin ,hoşgörülü bilen nasıl olabildiler?

KENDİLERINİ OKUMAYI BECERDİLER..
İLK EMIR DE OKU İDİ ..
OKUMAYI DOĞRU YAPMALIYIZ...

Okul yok denecek kadar.
Okur yazar oranı çok düşük.
Dört mevsim kullanılacak yol yok.
3 ilde elektrik var.
Yabancılara Osmanı İmparatorluģu'nun ödenmesi gereken borçları..
Demiryollarının işletmeleri dahi yabancılarda.
Toplu iğneyi ,traktör lastiğini dışardan alıyoruz.
Küçük işletmeler dışında o da belli sayıda fabrika yok..
........
Sahi anamın babamın doğduğu yıllarda;
yedi düvelde 600 yıl hukümranlık süren Osmanlı İmpartorluğu'nun gerileme dönemi emperyalist işgal ile sona erdirilmiş tarih sahnesinden silinmek istenen ulusumuz Mustafa Kemal önderliğinde yeniden ve yine emperyalizme karşı onurlu, namuslu, bağımsızlık savaşını kazanarak Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmuş milletimiz.
Tarımda,sanayide,eģitimde,ulaşımda,sağlıkta ve her sahada 1923 yılı Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ile
kalkınma hamleleri, eğitim seferberliği planlı programlı; halk için çözümlerle, milletin refahını artırma gayretleri ile günümüze vardık.
...........
Bugün Kurban Bayramımız.
Ama hiç telaş yok..
Ardahan....1965/70/75...
İlk ,orta, lise her okul döneminde ezan okunmadan çok önce rahmetli babam Ali Kaya önde peşinde abim, ben arkada elimizde seccade eski ayakkıbalarımızla camiye varır hocanın uzun uzun vaazını ve günün hutbesini dinlerdik.
Ve mutlaka ülkemizin kuruluşundaki şehitlerimize ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile silah arkadaslarına rahmet edilirdi.
Ne oldu da simdi bundan vazgeçilip kutsal dinimizin üslubunda ve muhteviyatında olmayan olumsuz ikrarlar "lanetleme"haline gele geldik.Oysa dinimiz.hoşgöru ve barış dinidir.Bu dinin icrasında dilimizi iyi terbiye etmeliyiz.Dinimize yakışan da budur.

Sahi camiye niye eski ayakkabılarla gidiyorduk.Halen anlamış değilim.
Yeni ayakkabılar alınırdı hemen hemen her bayram imkanlarımıza gòre.
Yeni ayakkabıyı yeni olduğu için camiide çalarlar mıydı?Bilemedim...

Namaz biter bitmez dolu dolu bayram namazı cemaati ònce karton kutuya ;bir camii yardımı verirdik , makbuz felan yok.
Allahın evinde ve emrinde hizmette de şaibe aramamak gerekir.
Bağış sonrası tanıdık tanımadık herkesle bayramlaşma yapılırdı.
Evin yoluna girince önceden koşar eve haber verirdim anneme.Geliyoruz.Kahvaltı hazırdır evin temizliği bitmistir.
Herkes sırayla babamın ,annemin.elini öper bir taraftan da harçlık var mı diye göz ucuyla süzerdik.
Tek maaşla en az 5 cocuklu aileyi namerde muhtaç etmeden büyütmek,universiteyi okutmak en büyuk ekonomist olmak demekti.
Fakat çocuklar da kanaatkardı.
Ne varsa tabakta o yenir,ne alınabilmişse
o giyilir ve şúkür duygusunda olunurdu.
Felanın şunu var benim niye yok denmezdi, utanırdı insan kendi halinden.
Yani yorgana gòre ayak değil,
Ayak yorgana göre uzatılırdı.
Günümüzde biraz da bu ahlaki yok ettik sanırım.Hep maddeci tatminkarlık peşindeyiz.
.......

Çaylar içilir.
Haydii urganı getir..Kurbanın başına çuvalı geçir.
Demek ki her kurban edilenlerin başına çuval geçiriliyor.
Allah Allah sesleri ile kurban yere yatırılır.
Arka, ön bacaklardan kalın kendir ile bağlanır.
Arka bacakların üzerine güçlü kuvvetli olan oturur ki genelde ben olurdum!... .
Kurbanın baş kısmının denk geleceği kuyu açılmıştîr ki akan kan orada toplansın.
Çevre kirliliği oluşmasın diye..

Babam ,elinde keskin bıçağı ile önce kurban duasını okuyup o arada tam kurbanın boğazı ile canının ayrılacağı (kurt boğan noktası)yere denk getirerek bıçak peş peşe kalkar fişkıran kan ve giderek hırıltı içinde tükenen nefes ve yana düşen kurbanın başı.

Eller yıkanır.Kesim yeri temizlenir.Çaylar içilir .
Herkesin gözü pişecek olan ilk et ziyafetindedir.
Küçük tüpün üstünde büyükçe aliminyum tencere hazır beklemektedir.
Kol kol ,but but ,kaburga kaburga, löp löp
etler kemikli haller ile kurban ;artık insanların midesinin yolculuğuna hazır hale gelmek üzeredir.
Büyük kütük gelir.Elde balta önce orta ebat,
sonra yemeklik ebadında kırılıp kesilir,
parçalanır. Açık halde bir gün dinlenmeye bırakılır kurbanımız.
En az 7 komşuya pay gònderilir.
.....
İlk günün òģleden sonrası gece yarılarına kadar gelen giden, öncelikle de gelene gidilen mesailer devam eder
........
Evine düzenli olarak her ay et giremeyen ailenin olmaması dileğim.
Her insanın aylık olarak çeşitli besinleri
en azından edinebilme çoluk çocuğuna yedirebilmesi dileğim.
Kimsenin birilerinin getirecegi bir parça et için pencerede kalmaması dileğim.
Çocukluğumuz ve gençliğimizde ortalama geliri olan bir ailenin tek başına bir büyük baş hayvanı kurban kesebildiği günlere varmamiz dileğim..

Tarım ve hayvancılıkta hem ülke olarak kendimize rahatlikla yetecek ve de dünyaya ihraç edecek birikim alt yapı, toprağımız olduğu gerçeğimizle aslımıza rücu ile emperyalist pazarın ithal ürünlerinden kurtulmamız dileğim.
Her bir yurttaşın insanca yaşamı için üretimin zenginleştirilmesi ve çeşitlendirilmesi dileğim.

Bu durum her sahada mümkün ki
tartışmasız tarımsal ve hayvansal ürünlerde daha da mümkün.
.......
Herkesin karnı doysun yüzü gülsün
Hiç kimse kimsenin lütfunda boynu bükük ezik yaşamasın.
Kimse namerde muhtaç olmasın.
Güzel yurdumuzun kaynakları
Ulusal Kalkınma Stratejileri
ile en ileri noktalara erişip ,gençlerimize iş istihdam alanı olsun.
Kimse kimsenin şahsi geleceği ,mevki ve makamı icin kullanılmasın.
Her kim isek ve hangi mevkide olursak olalım millet ve memleket sevdası içinde; çocuklarımız ve gençlerimizin geleceği için işimizi doğru yapalım.

ELİMÎZE, DİLİMÎZE BELÎMİZE SAHİP OLALIM.
ANAMIZI ATAMIZI SAYALIM Kİ BEREKET BÜYÜKLERLEDİR.

KURBAN OLALIM...
Tatlı dile,
Güler yüze,
Hoş sohbete,
Yardımlaşma duygusuna
Hoş gòrüye,
Dayanışmaya...

Kurban bayramımız kutlu olsun.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum