İlim Koleji

Domuz Gribi Aşısı Ekim'de Çıkıyor

Lütfi USLU

Lütfi USLU

E-Posta : uslulutfi@yahoo.com

 Eşine pek rastlanmayan bir biçimde yaz ortasında ortaya çıkan grip salgınıyla tüm dünya sarsıldı. Meksika’da geçtiğimiz Mart ayında başlayan domuz gribi salgını sağlıklı insanları çok fazla etkilemeyen, nispeten ılımlı bir virüsten (H1N1) kaynaklanıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre 160.000 vakadan sadece 1.200’ü ölüm ile sonuçlandı. Kötü haber ise domuz gribi diğer griplerden daha bulaşıcı ve özellikle çocukları ve gençleri etkiliyor. İlk parti domuz gribi aşısı Ekim ayında çıkıyor. Üretimi 6 ay süren bu aşılar Nisan ayında toplanan ilk verilere göre hazırlanıyor. Sezonluk grip aşılarının şu an da hazır olmasına rağmen, domuz gribi aşısının hazır olması 2-3 ayı bulacak. Ve tam bağışıklık ancak Aralık başında sağlanabilecek, çünkü koldan 4 hafta arayla iki aşı yapılacak ve tam bağışıklık ikinci dozun yapılmasından sonra bir iki haftayı buluyor. Amerika İç Güvenlik Bakanı Anet Napolitano domuz gribinin, aşı ile tam bağışıklama sağlanana kadar çoktan etkili olacağını söylüyor. Time Dergisi’nin haberine göre Amerikalı yetkililer şu an hazır olan sezonluk grip aşılarının yaptırılması için beklenilmemesi gerektiğini söylüyor. Ayrıca domuz gribi aşısının çıkmasıyla Amerika tarihindeki en kapsamlı ve hızlı aşılamanın yapılacağı, Ekim, Kasım aylarında enfeksiyona karşı en çok risk altında olan 160 milyon Amerikalının aşılanacağı söyleniyor. Aşılama için hedef kitle, hamile bayanlar, bebek bakıcıları,  diyabet ve astım gibi kronik rahatsızlığı olan yetişkinler, bütün çocuklar, 6 ay ile 24 yaş arasında olanlardır. Amerikan Sağlık Bakanı Kathleen Sebelius birçok insanın virüsün etkisini kaybettiğini düşünmesinden endişe ettiğini söylüyor. Yetkililer bu sonbaharda aşılamanın yapılması için fazladan mesai harcıyorlar ve bir iki haftaya kadar aşılamanın nerede ve ne zaman yapılacağının belirlenmesi bekleniyor.

 

Şimdiki virüs çok fazla zararlı değil. Fakat grip virüslerinin genetik yapıları çok çabuk değişebiliyor. Grip virüsü genetik bilgisini rahatlıkla bir diğerine aktarabilir ya da ürerken mutasyona uğrayarak çok daha tehlikeli bir virüse dönüşebilir. Dünya Sağlık Örgütü virüsün genlerinde olabilecek herhangi bir değişiklik için devamlı gözlemde bulunuyor. 100 den fazla ülkedeki hasta kişilerden örnekler alarak bunları inceliyor. Bu sayede daha yüksek ölüm oranına sahip daha ciddi bir enfeksiyonla karşılaşılırsa bu değişiklikler haritalandırılabilecek ve yayılımı gözlemlenebilecektir. Sağlanan veriler, sağlık politikalarının oluşturulmasına yardım edebilecek ancak bu bir yakalamaca oyununa benziyor ve bu oyunda maalesef virüsün önüne geçilebilmesi imkânsız. 

 

Baltimor’daki Center for Biosecurity’nin çalışmasına göre, karşılaştığımız domuz gribi virüsü, 1957 yılındaki salgına benzerlik gösteriyor. H1N1 gibi bu virüste ülkeler arası yayılım göstermişti ve şimdiki gibi yaz aylarında başlamıştı. Salgın o yıllarda her 4 Amerikalı’dan birine bulaşmasına rağmen büyük çoğunluk hastalığı yenmişti.

Geçmiş grip salgınlarını hatırlamak gerekirse; 1918 deki salgında 600.000 den fazla Amerikalı ölmüştü. 1957’deki Asya salgınında 70.000 kişi ve 1968 deki Hong Kong salgınında ise 34.000 kişi ölmüştü.

 

Önümüzdeki aylarda virüsün nasıl etki edebileceğini anlamak için Amerikalı yetkililer H1N1 virüsünün güney yarım küredeki kış aylarında nasıl hareket ettiğini ve hayatı nasıl etkilediğini incelediler. Gözlemlemeler sonucunda virüsün hızlı yayıldığını, kayak mekânlarına katılımların azaldığını ve grip korkusunun Buenos Aires’teki tiyatronun işleyişini felce uğrattığı görüldü. En olumlu gelişme ise virüsün mutasyona uğramaması, dolayısıyla bilim adamlarına aşı üretme fırsatı vermesi oldu.

 

Amerika grip mevsimi olan sonbahar için işini şansa bırakmak istemiyor. Zorlu geçebilecek bir sonbahar ve kış sezonuna savaş hazırlığı gibi önlemler alarak hazırlanıyor. Eğitim Bakanlığı, okulları, okulların kapanma ihtimaline karşı, evde çalışma paketleri hazırlaması için yönlendiriyor. Çalışma Bakanlığı, binlerce ebeveynin evde çocuklarıyla birlikte oturma ihtimaline karşı, çalışanlar için rehber hazırlıyor. Bütün bu hazırlıklar bilinmeyen ve bilim adamlarının hızlı yaklaştığını söylediği bir tehdide karşı yapılıyor. Milyonlarca kişinin hasta olabileceği, hastanelerde aşırı yığılma yaşanabileceği, okulların kapanabileceği, iş yerlerinin işlerinin aksayabileceği, organizasyonların iptal edilebileceği ihtimalleri gözden geçiriliyor. Milli Eğitim Bakanı Arne Duncan yaz boyunca okullar için hazırlık yaptıklarını, neyle karşılaşılacağını bilmedikleri için endişeli olduğunu söylüyor. Okullar açıldığında alınabilecek kararları şimdiden düşünmek gerektiğini belirten Duncan eğer virüs daha ölümcül bir şekle dönüşmezse öğretmen ve öğrencilerin eğitimi sürdüremeyecek sayıya düşene kadar okulları açık tutmayı planlıyor. Okulları kapamanın ilk iş değil, son iş olduğunu, eğer okullar kapanırsa birçok ebeveynin evde oturmak zorunda kalarak zaten kırılgan olan ekonomiye zarar vereceğini söylüyor. Yetkililer, ailelere, çocuklarının bir iki hafta evde kalabilme ihtimallerini göz önüne alarak hazırlıklı olmalarını öneriyor. Ayrıca hasta çocukların, bir hafta okula gitmeden evde kalmalarının uygun olacağı belirtiliyor.

 

Time Dergisi, yeme, içme ve nefes almada güçlük gibi ciddi komplikasyonları olmayıp sadece ateşi ve öksürüğü olanlara evde oturmaları yönünde tavsiyede bulunulacağını yazıyor. Bu kişilerin doktor veya hastaneleri, buralarda bulunan ciddi rahatsızlığı olan kişilerden virüs kapma ihtimali olduğundan, ziyaret etmemeleri gerektiği söyleniyor. Yatakta geçirilen birkaç gün ve bolca sıvı tüketilmesiyle hastaların çoğu iyileşebiliyorken geçtiğimiz baharda Amerika’da çok sayıdaki endişeli kişinin hastanelere aşırı yığıldığını ve ciddi hastaların tedavi olmalarını engelledikleri belirtiliyor. Fakat bu sefer yapılan hazırlıklarla koşulların iyi olması amaçlanıyor.

 

Önümüzdeki aylarda, ellerinizi yıkayın, kolunuza hapşırın, hastaysanız evinizde oturun öğütleri; reklam kampanyaları, tanıtımlar ve medya aracılığıyla defalarca tekrar edilecek. Yeni virüs, sağlığımızı olduğu kadar sağlık sistemimizdeki zayıflığı da sömürüyor. Olası bir salgını başarıyla geçiştirmemiz, hazırlıklı olmamıza bağlı olacak. Aksi takdirde okulların açılmasıyla H1N1 tehlikesi daha yeni başlıyor olabilir.

 


İzlenme: 865
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR