DNA’mız Niçin Kaderimiz Değildir?

Lütfi USLU

Lütfi USLU

E-Posta : uslulutfi@yahoo.com

 Güçlü ve zayıf yönlerimiz kalıtımsal olarak ebeveynlerimizden bizlere aktarılmakta mıdır, yoksa bu özelliklerin değişebilme imkânı var mıdır?

                    

Time Dergisi’nin bu ay ki sayısında, DNA’mızın kaderimiz olmadığı hakkında ilgi çekici bir yazı yayınlandı. Yazıya göre iyi ya da kötü yanlarımız kuşaktan kuşağa koşulsuz aktarılmamakta çevre ve yaşam biçimlerimiz bu özellikleri değiştirebilmektedir.

 

DNA’nın bizim, çocuklarımızın ve onların çocuklarının yaşamak zorunda olduğu, değişmez bir kod olduğunu düşünürdük. Oysaki genlerin kendilerinin değil, çalışma biçimlerinin değişmesi ile kalıtımsal olduğu düşünülen özellikler, etkilerini kaybedebilmektedir.

 

Genlerimizin aynı olmasının, yaşamlarımızın aynı olmasını gerektirmediğine dair birçok örnek mevcuttur. Örneğin, tek yumurta ikizlerinin birinde mental bozukluk ya da astım olabilirken bir diğerinde olmayabiliyor, otizm erkek çocuklarını kızlara karşı dört kat fazla etkileyebiliyor. Ya da beslenmede aşırı farklılıklar, yaşam süremizi değiştirebiliyor. Tüm bu örneklerde genler aynıdır fakat işleyiş biçimleri farklıdır.

 

Yapılan bir çalışma, genetik yapının çevre faktörleriyle birleşerek, gelişimimizin ve sağlığımızın etkilendiğini gözler önüne seriyor. Çalışmaya göre, yer fıstığı içeren bebek losyonu kullanımı ileriki yaşlarda yer fıstığı alerji riskini arttırıyor, hamilelik dönemindeki aşırı anksiyete durumu çocuğun ileride astıma yakalanma riskini arttırıyor, küçük yaşlarda çocukların temizliğine aşırı önem verilmesi ileriki yaşlardaki egzama riskini arttırıyor.

 

Çevresel faktörler ve yaşam biçimimiz, genlerimizin bazılarının etkin bazılarının pasif çalışmasını sağlayan epigenomların etkinliğini değiştirirler. Böylece farklı işleyişe sahip yaşam formları oluşur. Burada bahsedilen epigenetik değişiklikler evrimsel değişiklik değildir, DNA’yı değiştirmezler. Bu değişiklikler çevresel faktörlere karşı biyolojik değişiklikleri ifade ederler. Bu anlamda Darvin’in evrimin doğal seleksiyon ile gerçekleştiğini söylediği teorisi de geçerliliğini yitirecek gibi görünüyor.

 

Hayatımızda yaptığımız yanlış seçimlerin kendi yaşamımızı etkilediğini, en kötü ihtimalle kendi ömrümüzü kısalttığını düşünürdük. Çünkü yaptığımız seçimler genlerimizi yani DNA’mızı değiştiremezler ve genetik yapımız sıfırlanmış olarak çocuklarımıza aktarılır diye düşünürdük. Fakat çevresel etkenlerle değişen kalıtsal faktörler birçok nesil aktarılabilmektedir. Çevresel baskı ortadan kalktığında ise DNA kodlaması zamanla da olsa eski orijinal haline dönmektedir.

 

Ebeveynlerimizden aldığımız kalıtsal yapımızı, çocuklarımıza, çevresel faktörlerle farklılaştırarak aktarırız. Çocuklarımızın da kalıtsal yapıları çevresel faktörlerle farklılaşabilir.


İzlenme: 851
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

KOCAELİ - HAVA DURUMU

KOCAELI

ÇOK OKUNANLAR

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ