Pîrî Reis

Cengiz BAYSU

Cengiz BAYSU

E-Posta : cengizbaysu1955@yahoo.com.tr

(Bilimadamlığı yönü)

 

Çocukluk ve tayfalık dönemi;

    Fatih döneminde Karaman’dan İstanbul’a bir aile göç eder. Bir süre sonra Gelibolu’ya yerleşirler. Baba Hacı Mehmed, 1465-1470 yılları arasında doğan çocuğuna Muhiddin Pîrî adını verir. Amcası Kemal Reis, Akdeniz’de fırtınalar estiren, korsanları bezdiren bir denizcidir. Muhiddin Pîrî, diğer çocuklardan farklı ilgilere sahiptir. Gelibolu limanına giren Ceneviz ve İspanyol teknelerini ve bunların yelken ve kürek biçimlerini kalın ağaç dallarını oymak suretiyle hayalindeki ahşap modellerle buluşturur. Onun oyuncakları diyebileceğimiz bu çalışmalar, yine ilgi alanındaki fenerleri, yanaşma sırasında verilen komut ve haberleşme yöntemlerini de içine alır ve geleceğin ünlü bir amiralini işaret eder...          

    İspanyollar, 1486 yılında Emevî Müslümanlarını Endülüs topraklarından çıkarmak için baskı ve şiddet uygulayınca, Müslümanlar, Osmanlı Devleti’nden yardım isterler.  II. Bayezid Osmanlı Devleti’nin denizdeki teşkilâtlanmasını tamamlayamadığının ve denizaşırı seferler için harp vasıtalarını oluşturamadığının bilincindedir. Akdeniz’deki Türk korsan beylerini ve Kemal Reis’i donanmanın bünyesine katar.

Kaptanlık dönemi;

    Amcası Kemal Reis, yeğeni Muhiddin’i seyir kâtibi[1] olarak yanına alır ve filosuyla İspanya güney sahillerine yönelir. Zulme uğramış Müslümanları Avrupa’nın İspanya kıyılarından Afrika’nın Cezayir, Fas, Tunus kıyılarına taşımaya başlar. Pîrî Reis, bu faaliyetler sırasında Portekiz ve İspanyol denizcilerinden yeni yapım pusula ve haritalar ele geçirerek açısal değerler üzerinde inceleme ve matematik çalışmalar yapar.

    1487-1493 yılları arasında ahşap teknelerle tahliyelere ara verilmezken korsanlığa,  Sicilya, Sardunya, Korsika adalarına ve Fransa sahillerine seferlere devam edilir. Bu teknelerin ağaçları İzmit ve Bolu ormanlarından temin edilirmiş. Hatta 1709 yılında Gederos’tan (Kastamonu-Cide sınırları içinde) sal yapılarak Tersane-i Amire’ye gönderilen kalyon direklerinin tesviyesinin nasıl yapılacağı konusunda Pîrî Reis tarafından yazılmış olan istidalardan istifade edilmiş.[2]

    15’inci yüzyıl, ahşap teknelerle iki kıta arasında yapılan çağın en büyük tahliyesine tanık olmuş, geleceğin Piri Reis’i de kendisini, gemi kaptanlığına hazırlayan bir uygulamanın içinde bulmuştur.

Coğrafya bilimine katkıları;

    Pîrî Reis, medrese veya enderun eğitimi görmese de uygulamanın içinde yetişen, zamanının coğrafya eserlerini okuyan ve coğrafî keşifleri yakından takip eden bir denizcidir. Reis’in yaşadığı dönem Fatih, Yavuz Sultan Selim ve Kanunî Sultan Süleyman gibi mareşallikle sıfatlandırılan cihan padişahları dönemidir.[3] 

    Pîrî, 1495-1510 arasında İnebahtı, Modon, Koron, Navarin deniz seferlerinde görev almıştır.  Bu muharebelerde uyguladığı çeşitli manevra taktik ve teknikleriyle komutanlık yeteneklerini geliştirirken Midilli ve Rodos Adalarına yaptığı çıkarma operasyonlarında Osmanlı denizciliğine ‘deniz dibi ve kıyı topoğrafyası’ hakkında yeni bilgiler kazandırmıştır. Pîrî Reis,  Nil Nehri kıyılarında pusula ile dolaşırken not tutmuş olmasıyla ve muharebe sırasında bile kıyıların durumunu tasvir etmesiyle adeta bir seyyah gibi davranmıştır.

    Ege adaları üzerine yapılan seferler; Anadolu’nun uzaktan savunulması, Akdeniz’de yapılacak muharebelerde üs tesis edilmesi ve İstanbul yolunun kontrol altında tutulması bakımından önemli bir gerekliliktir.

    Pîrî Reis, Kristof Kolomb’un 1489 yılına ait kaybolan haritasının bir kopyasını 1513 yılında tamamlamış ve Mısır seferi sırasında Yavuz Sultan Selim’e takdim etmiştir. Dev bir eser niteliğindeki harita, ortaya konmasından 416 yıl sonra 1929 yılında Topkapı Sarayı’nın müzeye dönüştürülmesi çalışmaları sırasında tesadüfen bulunmuştur.

    Müze müdürü, haritayı Alman bilim adamı Gustav Adolf Deissman’a verir. Deissman’da o sırada İstanbul’da bulunan ve Türk denizciliği hakkında uzman olan Prof. Paul Kahle’ye gösterir. Prof. Kahle, eserin Pîrî Reis’in ilk dünya haritası olduğunu teşhis eder ve harita ile ilgili inceleme sonuçlarını 1931 yılında 18. Doğubilimleri Kongresi’nde takdim eder. Haritanın üzerindeki notları Hasan Fehmi Bey Latin harflerine aktarır, Cumhurbaşkanı Atatürk haritayı Ankara’ya getirtip bizzat inceler.

    Güney Amerika’nın güney ucundan doğuya doğru olan uzantıyı Antarktika olarak Avrupa’ya tanıtan Prof. Charles Hapgood,[4]  “Bu kara parçasının haritada buzlu görünmemesi ve Sahra Çölü’ndeki göllerin ise görünmesi, haritanın dünyanın on bin yıl önceki ikliminin günümüzden farklı bir döneme ait olduğunu” öne sürmüştür.

    Birçok bilim adamının harita hakkındaki olumlu kanaatlerini ABD Hava Kuvvetleri’nin fotoğraf ve teknik inceleme birimleri de teyit etmiştir. 8. Teknik Keşif Birliği Komutanı Harold Z. Ohlmeyer, Prof. Hapgood’a yazdığı 6 Temmuz 1960 tarihli mektubunda “Haritanın alt kısmındaki coğrafî ayrıntılar, 1949 yılında İsveç-İngiliz-Norveç ortaklığında Antarktika keşfi sırasından çıkarılan buzul profili ile olağanüstü şekilde uyuşmaktadır. Bu da kıyının buzul ile kaplanmadan önce haritalanmış olduğunu göstermektedir” diye yazmıştır.[5]

    Yine aynı birliğin Harita Bölüm Şefi Lorenzo W. Burroughs, Prof. Hapgood’a yazdığı 14 Ağustos 1961 tarihli mektupta “Pîrî Reis’in kullandığı portolan projeksiyonunun antropoloji sınıfınızca çözümü hemen hemen doğrudur. MIT Üniversitesi’nden Richards W. Strachans’ın hesapladığı sistem ile bilinen coğrafî yerleri karşılaştırdığımızda yakın bir uyum söz konusudur. Bizim kanaatimiz, orijinal haritayı derleyen kimselerin bu haritada bulunan kıtalara dair en üstün bilgiye sahip olduğudur” demektedir.[6]        

    Pîrî Reis, seyir notlarını da bir kitap olarak düzenlemiştir. Bu dev eser, dünya denizciliğinin ilk kılavuz kitabı olma özelliğini taşıyan onun meşhur ‘Kitab-ı Bahriye’sidir. Kitap denizcilere Akdeniz kıyıları, adalar, geçitler, boğazlar, körfezler, fırtına halinde sığınılacak limanlar, sığ alan ve demir yerleri, kaleler, fenerler,  su yüzeyine yakın tehlikeli kayalar, gelgit olayları ve kesin rotalar hakkında bilgiler verir.

    Pîrî, bu değerli bilgi hazinesini Mısır seferini yapan Kanunî’nin damadı ve sadrazamı Pargalı İbrahim Paşa’ya gösterir. Sadrazam, eserin yeniden gözden geçirilerek temize çekilmesini ister. Sonuçta Kitab-ı Bahriye, 1526 yılında Kanunî Sultan Süleyman’a takdim edilir.

Acı son;

    Deniz seferlerinin ihtiyarlattığı Osmanlı Donanmasının bu değerli bilim adamı ve amiralinin eserlerini Kanunî Sultan Süleyman’a takdiminde Pargalı İbrahim Paşa, hem aracı olmuş hem de destek sağlamıştır. Bu nedenle Pargalı’ya karşı hürmet ve vefa hisleriyle dolu olan Pîrî Reis, talihin kötü bir cilvesi olarak onunla aynı akıbeti paylaşmıştır. Kıskançlık ve yaranma duygusuyla hareket edenlerin Kanunî üzerinde yaptıkları etkiler sonucu 80 yaşının üzerinde başı vurulmak suretiyle idam edilmiştir.



[1] Erendil, Muzaffer, “Çok Yönlü Türk Denizcisi Pîrî Reis”, 1981 yılı Pîrî Reis Seminer Bildirisi, s: II-42

[2] BOA,  26/C/1121 Hicri, Dosya: 17, Gömlek: 1555

[3]Ortaylı, İlber, “Tarihimiz ve Biz” , Baskı: II, İstanbul-2008, s: 50

[4] Prof. Charles Hapgood, olağanüstü sonuçlar doğuran son buzul çağının ve kutup kayması iddialarının bilinen en güçlü savunucularından biridir. Uzun yıllar Pîrî Reis haritası üzerinde yaptığı çalışmalar sonucunda hâlâ gerçekliği çok tartışılan “Maps of the Ancient Sea Kings” adlı kitabını 1966 yılında yayımlamıştır.

[5] MSÜ (Mimar Sinan Üniversitesi)’nin Tophane-i Amire’de açtığı sergideki görüntü ve yayınlardan

[6] Aynı sergi eserlerinden


İzlenme: 968
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

KOCAELİ - HAVA DURUMU

KOCAELI

ÇOK OKUNANLAR

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ