Mali operasyonu

Cengiz BAYSU

Cengiz BAYSU

E-Posta : cengizbaysu1955@yahoo.com.tr

    Neredeyse Türkiye’nin iki katı kadar yüzölçümüne sahip, eğitim, sağlık ve iktisadi anlamda çok gerilerde olan bir Afrika ülkesidir Mali… Altın ve uranyum gibi stratejik niteliği olan değerli madenlere ve zengin tuz yataklarına sahiptir. Toprakları şu anda yabancı bir ülkenin, Fransız askerlerinin çizmesi altındadır.

    Fransa’nın 19’uncu yüzyıl başlarından itibaren Mısır başta olmak üzere Afrika’nın kuzeyindeki topraklara sonra Orta Afrika ülkelerinin topraklarına özlem (!) duyduğu bir gerçektir. Bu sevdasını gerçekleştirmek hissiyle yanarken Osmanlı topraklarına tecavüz etmekten de geri kalmamıştır. Hatta Fransa, donanmasını Fas’a gönderince Kuzey Afrika’da dengenin bozulmaması için Osmanlı Devleti de önemli oranda deniz kuvvetini Trablus’ta kışlaması için görevlendirmiştir.     
     İngiltere ve Rusya, Afrika kıtası üzerindeki menfaatlerini görüşmek ve Fransa’nın manevra alanını daraltmak için uzlaşma yolları arayıp gizli planlar yaparken  İtalya kokuyu alır. Bütün diplomatik güç ve unsurlarıyla barışçı kisve altında görüşmelere katılmayı başarır.  
    Karşısında büyük bir güç oluştuğunu gören Osmanlı Devleti, askeri açıdan kendisini emniyete almak ihtiyacını hisseder.  Almanya da menfaat elde edebileceğini düşünerek Çad Gölü civarına ilgi duymaya başlar ve paylaşılması konusunda Fransa’nın tatlı rüyalarla dolu uykusunu bozar. 
    Osmanlı Devleti gelişmeleri takip ederken George Gill tarafından Londra’da “Tullab Coğrafyası” isimli İngilizce bir kitap bastırılır. Devletin yöneticileri, Afrika haritasında Mısır’ın İngiltere’ye, Tunus Emareti’nin (Beylik, emirlik) Fransa’ya ait olarak gösterilmesinden dolayı bu kitabın ele geçirilmesine ve Afrika haritasının çıkarılmasına karar verirler.  Osmanlı Devleti, İngiltere ve Fransa’nın Afrika konusunda yaptığı yakınlaşma ve görüşmelere devamlı itiraz etse de bu iki ülkenin nüfuz alanlarını Afrika içlerine kadar genişletmelerini önleyemez.  
    Bugün güçlü ekonomisiyle yıldızı parlayan Türkiye,  dünyadaki birçok olaya müdahil olmakta ve bazı ihtilâflı bölgelere kuvvet ve harp vasıtaları göndermektedir. Türkiye’nin bu tür atakları dost, komşu ve ittifak içi bazı ülkelerde kaygılar yaratmış ve halen de yaratmaktadır.
    Paris’te PKK’lı üç kadının öldürülmesi Fransa’nın tepki ve ağır baskılara maruz kalmasına neden olmuştur. Türkiye Başbakanı’nın Afrika seyahatinde ekonomik konulara ağırlık vermesi ise Fransa’da tedirginlik yaratmıştır. Orta Afrika ülkelerini kendi “hinterland”ı olarak gören Fransa, üzerindeki baskıyı ve sisli havayı dağıtmak ve dikkatleri başka tarafa çekmek için fırsat arayışına düşmüştür. Bu nedenlerle Mali operasyonunu uygun zamanda icra etmiştir. 
    Fransa’nın 2001 yılında Afganistan’a, 2011 yılında Libya’ya düzenlediği operasyonlara kamuoyunun % 50’nin üzerinde destek verdiğini biliyoruz. Libya’ya yapılan hava ve kara operasyonlarıyla oraya demokrasiyi götüren Fransa (!), Mali’ye de operasyon düzenlemiştir. Hava harekâtını başlatarak nice canları yakan Fransa, operasyonun amacını hükümete karşı gelen âsileri hizaya getirmek, terörü bitirmek ve demokrasiyi yeniden tesis etmek (!) şeklinde açıklamıştır. Hedefler dövülmüş, direniş noktaları yumuşatılmıştır. Şimdi de kesin sonuç için kara harekâtını başlatmıştır. 
    Ayaklanmacı adı altında Mali yurttaşları kıyıma uğramaktadır. Fransa için bu işler basit. Bir özür dilemekle konu kapanır nasıl olsa. Yirmi otuz yıl sonra konu yeniden gündeme gelirse o zamanın Fransız devlet adamları da özür dilerler, olur biter. 
    Bu olaylar devam ederken Ermenistan Devlet Başkanı’ndan Türkiye’ye karşı ilginç bir çıkış olmuştur. Türkiye aleyhinde sarf edilen sözler, Ermenistan-Fransa dayanışmasına yeni bir örnek teşkil etmiştir.
    Fransa, Mali ordusuna askeri eğitim vermek, halkın milliyetçilik duygularını törpülemek ve Mali’nin tarihini yeniden yazdırmak gibi kendinden menkul misyonunu da yerine getirecektir. 50-60 yıl sonra çıkacak olan kitap ve eserler Mali’nin yer altı servetlerinin yüzde kaçının kaç yıl süreyle Fransa’ya bırakıldığını yazacak, bizden sonraki nesiller okuyacaktır. 
    Türkiye, Fransa’nın Mali’ye yaptığı bu haksız istilâya sessiz kalmamalıdır. Sn. Başbakan’ın Afrika ülkelerine yaptığı gezinin hemen ardından “Buraların efendisi benim” havasıyla ortaya çıkan Fransa’nın sosyalist cumhurbaşkanı, nasıl oluyor da emperyalist emeller peşinde koşabiliyor? İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Fransa topraklarında yeşermiş ama ne hikmetse özgürlük, eşitlik ve adalet gibi yüce insani değer ve kavramlar siyasi emel ve menfaatlerin önüne geçememiştir...  
 


İzlenme: 789
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

KOCAELİ - HAVA DURUMU

KOCAELI

ÇOK OKUNANLAR

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ