Günümüzden geleceğe

Cengiz BAYSU

Cengiz BAYSU

E-Posta : cengizbaysu1955@yahoo.com.tr

     Geçen hafta “Geçmişten günümüze” başlıklı köşe yazımda teröristbaşıyla görüşmeler yapılsa da Kandil’deki unsurların A. Öcalan’ın buyruklarına ne kadar baş eğeceklerinin bilinemeyeceğini yazmıştım. Bu kişilerin terörün bitirilmesine yönelik katkı paylarını ortaya koymamaları ve şehit ailelerinin net görüşlerini belirtmemeleri halinde sonuca ulaşmanın, zor bir süreç olduğunu düşünüyorum. Bunun yanında bölgenin azgelişmişliğini, Güneydoğu Anadolu insanının yoksulluğunu istismar ederek siyaset yapanların da sürecin uzamasına etki edeceklerinin altını çiziyorum..

    Şer odakları, İsrail, Suriye, Irak ve İran topraklarında yuvalanmıştır. Halen Türkiye’nin bu ülkelerle ilişkileri oldukça gergin tezahür etmekte, PKK terör örgütüne sempati duyan Avrupa’nın bazı ülkeleri finansal destek sağlamaya devam etmektedir. Bu ülkelerin istihbarat örgütleri, istedikleri yer ve zamanda PKK’yı programlayabilecek ve Türkiye aleyhine kullanabilecek imkân ve kabiliyettedirler.

     Terörün bitirilmesi için ciddi adımlar atılınca partilerin öncelikle kendi aralarında bir uzlaşma sağlayabileceklerini, Kandil’deki lider/ler ve şehit aileleriyle mutabakata varacaklarını düşünmüştük. Bu yollar izlendikten sonra başlatılacak çalışmaların, hem sağlıklı hem de kısa sürede sonuca götürücü olabileceğini değerlendirmiştik.

    İnsanımızın daha fazla kırılmasına hiçbirimizin tahammülü yok. Bunun için başlatılan görüşmelerin iyi niyetten kaynaklandığına şüphe yok. Ancak daha görüşmeler yeni başlatılmış olmasına rağmen her partinin ayrı telden çaldığını, parti mensuplarının insan için en önemli değer olan “şeref” kavramını karşılıklı olarak “şerefsizlik” tahkir ve ithamlarına dönüştürdüğünü görüyoruz. Nerede kaldı uzlaşma?

    Adana’daki şehit ailelerini temsil ettiğini öne sürerek demeç veren derneğin yetkilisi belki çözüm için kendi katkısını ortaya koyduğunu varsayıyor. Haklı olduğu taraflar olabilir ama bütün şehit ailelerinin desteğinin arkasında olduğunu söyleyebilir mi? Daha haftası olmadı, bir sınır karakolumuza teröristlerin neredeyse bölük seviyesinde yaptığı saldırı, yine gencecik bir fidanımızı aramızdan aldı. Bu olay bize PKK’nın niyetinin her zaman olduğu gibi kış mevsimini atlatmak, fırsat bulduğunda askerlerimizi vurmak ve son altı aylık zayiatını kapatmak yani toparlanmak olduğunu gösteriyor.

    Otuz yıldan beri oynanan bu oyunun, aceleyle alınmış birtakım kararlarla kısa sürede çözülmesinin mümkün olmadığını herkes biliyor. Kaldı ki dağa çıkış önlenememiş, dağdaki düze indirilememiştir. KCK marifetiyle daha geniş kabul görmesi bakımından kronik hale gelmiş olan bu sorun Türkiye sathına yayılmak istenmiştir. PKK gibi stratejisi taktik aldatmalarla bezenmiş bir örgütün manevralarına karşı ihtiyatı elden bırakmamanın doğru bir hareket tarzı olacağını düşünüyorum.  

    Paris’te üç PKK mensubu kadının hayatlarına son verildi. Bu olay hakkında çok kişi çok şey söyleyecektir: Derin devlet, örgüt içi hesaplaşma veya kışkırtma, yabancı istihbarat örgütlerinin eylemi vb…  Burada Fransız İçişleri Bakanlığı’na büyük iş düşüyor: Olayı bütün cepheleriyle çözmek…    

    Görüşmelere devam edildikçe ve sonuca ulaşma süreci uzadıkça bazı parti ve STK’larla kendisinin kaale alınmadığını düşünenlerin, birtakım prim ve beklentilerin peşinde koşanların ayak sürümeleri de artacaktır. Üstüne üstlük bu tür olaylar istismar edilerek, yeni istekler öne sürülecek ve çalışmalar daha girift boyutlara çekilecektir.

     Bu cereyanın, artçı sarsıntılar şeklinde devam edeceğini tahmin etmek zor olmasa gerek.  Bütün taraflar, “Gönüldeki yâre mi eldeki kâre mi?” ikilemiyle karşı karşıya gelmiştir.

    Silahlar sussun!... Parola haline gelmiş bu düstur herkesin ağzında. İyi güzel de hangi hallerde ve ne zaman susacak? Teröristbaşıyla yapılacak görüşmelerle silahların susturulmasının zorluğu işte burada yatıyor. Ne yazık ki, Türk insanının en büyük zafiyeti bu noktada ortaya çıkıyor. Ya herkes kendini kasacak, ya da konuyu bir yere çekecektir.

    Önemli olan sınırın ötesindeki terör yuvaları ve terörün dış bağlantılarıdır. Tüm olumsuz gelişmelere rağmen devletin ilgili birimleri, kangren olmuş bu ayağın kesilmesi için kavgalı veya küs olduğumuz komşularımızla ve kafasına göre takılan (!) ittifak içi ülkelerle görüşmelerini sürdürüyor, her türlü talebi değerlendiriyordur.

    Kullanacağı oya ipotek konulmuş, düşünce sistemi ablukaya alınmış bir kısım vatandaşımıza da devlet ulaşabilmeli ve fikirlerini anlatabilmelidir. Terörün bitirilmesi uzun vadede de olsa hâlâ mümkündür ama kardeşliğin devam ettirilmesi için nekahet döneminde hangi projeler üzerinde çalışıldığı ve ne gibi tedbirler alındığı da önemli tabii ki…

 


İzlenme: 779
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

KOCAELİ - HAVA DURUMU

KOCAELI

ÇOK OKUNANLAR

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ