hakan höbek

Gezi parkı

Cengiz BAYSU

Cengiz BAYSU

E-Posta : cengizbaysu1955@yahoo.com.tr

    Günlerce süren Taksim gezi parkı mücadelesi sona erdi. Polis çekildi, halk meydana girdi. Ne oldu? Şu kadar kişi gözaltına alındı, şu kadar kişi hastaneye kaldırıldı. Bir üniversite öğrencisi testislerini kaybedecek hale geldi. Yollar kesildi, bazı insanlara “gaz verilirken” bazı insanlar “gazlandı.”  Olaylar diğer illerimize sıçradı. Bildik görüntüler, maskeli eylemciler, zafer işaretleri, pankartlar…

    Biber gazına maruz kalan turistler, elbette durumu kendi ülkelerine, konsolosluklarına bildirdiler. Suçu günahı olmayan yaşlı insanlar, astım hastaları ve çocuklar çok sıkıntılı anlar yaşadılar. Valiler, Belediye Başkanları konuşma yaptılar. Polisin orantısız güç kullanmadığını anlatmaya çalıştılar.

    Polislik mesleğine katılanlar, sağlık muayenesinden geçmiş, boylu poslu, güçlü kuvvetli ve genç yaşta kişilerdir. Üzerlerinde kadro görevlerine uygun silah, gaz tabancası, biber gazı teçhizatı ve kask taşır, su ve boya püskürten araçlarla takviye edilirler. Bu devlet gücünün karşısına her yaş grubundan olan teçhizatsız, hastalıklı, bazen çocuk bazen yaşlı insanlar çıkmaktadır.

    Bu şekildeki açıklamaya, idarenin gücünü arkasına alarak sorumsuzca ve sadece kendisine verilmiş görevi paldır küldür yapmaya çalışan amir ve görevlileri de eklemek gerekir. İdarecilerin ekranların karşısına geçerek polisin orantısız güç kullanmadığını açıklamaya çalışmasına gerek var mı?

    Orantısız güce dur demek yerine on binlerin karşısına yüz binleri çıkarmak, kendini savunma söylemlerine “ideolojik güdümleme” iddiasını eklemek… Bunlar söylenmemesi gereken sözlerdir. Tabii ki gülünç bir durumdur. Taksim gezi parkı projesine başlangıçta destek veren ve sonradan desteğini çeken partinin durumu ise daha da gülünçtür.

    İstanbul’da görev yapmak büyük onur ve ayrıcalıktır. Aynı zamanda bıçak sırtı bir görevdir. İstanbul’daki idareciler, eylemcilere karşı adeta “öfke patlaması” şeklinde reaksiyon göstermişlerdir. AB ile görüşmelerin kaplumbağa hızıyla sürdürüldüğü ve demokrasi konusunda adımlar atılmaya çalışıldığı kritik döneme olumsuz yönde damga vurmuştur bu uygulamalar. Halk devlet güçleriyle karşı karşıya getirilmeye çalışılmış, belki de hükümetin art niyet olmaksızın yapmak istediği çalışmalar baltalanmıştır.

    Turistlerin yaşadıkları durumu kendi ülkelerine, sosyal medyanın da tüm dünyaya görüntülerle duyurması, yurt dışındaki vatandaşlarımızın destek vermelerine, ABD’nin kaygılarını bildirmesine, AB’nin de kınamasına neden olmuştur. Yabancı basın olayları biraz daha abartılı vermiş, içlerinden Guardian gazetesi gezi parkı eylemlerini engin bir görüşle (!) “Türk Baharı” olarak yorumlamıştır.

    Olayların bu noktaya gelmesinde en büyük eksiğimiz ve zayıf yanımız, konu/lar geniş kitlelere açıklanmadan veya mutabakata yakın bir sonuca varılmadan uygulamaya geçilmesidir. (İstanbul için üretilecek vapur şekli konusunda ne kadar güzel bir uygulama yapılmış ve model üretilmişti…) Üçüncü köprüye Yavuz Sultan Selim isminin verilmesi de toplumun bir kesiminde rahatsızlık yaratan başka bir olaydır. Tüm bu gelişmeler ülkenin tanıtılması için çırpınan sanatçı, sanayici, bilim adamı ve diğer insanlarımızın çabalarını zora koşuyor. Taksim esnafının içi kan ağlıyor.   

    Sayın Cumhurbaşkanı’nın olaylar karşısında “daha olgun davranılması”nı isteyen beyanı alkışlanacak türden ve gayet insancıl niteliktedir. Her seviyede babacan ruhlu idarecilere ihtiyacımız var. Yarının yöneticileri ve bilim adamları olacak üniversite gençliğimizin reva görüldüğü olaylara bakın! Oysa o yaştakilere kanı kaynadığı için “delikanlı” deniyor.

    Polis Teşkilâtı, içine düştüğü bu durumu hak etmemiştir. Teşkilât, İstanbul’un güvenliği için gece gündüz demeden çırpınmak

tadır. Üç beş polisin yaptığı kaba ve kontrol dışı hareketlerin inceleme altına alınarak sorumlular hakkında işlem yapılması kamuoyunun beklentisidir.

 

    Böyle olmakla birlikte ülke olarak demokrasi yolunda daha çok fırın ekmek yememiz gerektiği de ortadadır. Biraz şefkatli davranmak, biraz fevri hareketten uzak kalmak, biraz da sabırlı olmakla bu olayın üstesinden gelinebilirdi.

     

     


İzlenme: 998
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

KOCAELİ - HAVA DURUMU

KOCAELI

ÇOK OKUNANLAR

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ