Eskihisar Kalesi

Cengiz BAYSU

Cengiz BAYSU

E-Posta : cengizbaysu1955@yahoo.com.tr

     Bir Asker Gözüyle Kaleler ve Yoros Kalesi” adı altında çıkaracağım kitabın yoğun çalışmaları içindeyim. 1976 yılında Doğu’daki ilk görev yerim Van Erciş idi. Van Gölü’nün sularına karışmış Erciş kalesini incelemekle başlamıştı merakım.

    Subay çıktığım zaman ilk maaşımla aldığım siyah beyaz çeken fotoğraf makinemi iki yıl hiç yanımdan ayırmamıştım. Sonra diğer tayinlerle birlikte toplam yedi buçuk yıl süreyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da görev yapma onuruna eriştim.  Bu doğa harikalarıyla dolu iki güzel bölgemizin kuş uçmaz kervan geçmez dağlarındaki kalelerini görmüş gezmiştim.

    Devre arkadaşım Hasan ile gideceğimiz bölgenin önceden harita etüdünü yapıyor, pusulamızı ve basit şerit metremizi yanımıza alarak yola çıkıyorduk. Ercişli “Foto Süleyman”, en az üç bazen dört makaralık filmimizi hazırlar, biz de çektiğimiz resimleri yine ona tabettirirdik. Her ikisine de Tanrı’dan rahmet diliyorum.

    Ben ayrıca kıl çadırlarda yaşayan asil çehreli yöre insanının anlatımlarını ve yaşlıların anılarını yazıyordum. Onların dikişli köşeli şapkaları, poşuları, atkıları, mendilleri, pabuçları, geniş ağlı pantolonları, bel kemeri olarak kullandıkları kuşak, ip ya da düzgün kesilmiş çuval şeritleri, yün çorapları ilgimi çekerdi. 

    Eski uygarlıklardan günümüze kadar gelebilmiş mezar odaları, dağların kenti Hakkâri’nin stelleri, dolmenleri, kaya yazıtları; meydan muharebelerinin yapıldığı Malazgirt, Çaldıran ovaları, otağ kurulan tepeleri; harp tarihinde geçen ama bugün ismi dahi hatırlanamayan virane, harap kaleleri ve dirheleri resimlemiştim.   

    Kalelerin adımlayarak aldığımız ölçülerini çizim ve planlara dönüştürmüş, arazideki konumlarını belirleyen açılarını harita üzerine aktarmıştık. Bu fotoğraf ve çizimlerden ileride koleksiyon yapmayı düşünüyordum. Sandık içinde saklamaya çalıştıklarımdan bir kısmı sararmış, önemli bir bölümü tayinler sırasında kaybolup gitmiş. Bugün yazı yazabilme fırsatını bana sağlayan, elimde kalan not defterim ve çizimlerimdir.

    Yıllar sonra yurt dışına çıkmaya başlamıştım. İngiltere ve İrlanda’daki bazı şatoların resimlerini çekmiş, Güney Avrupa’daki önemli kaleleri gezmiştim. Mihmandarlarımızın anlattıklarından bu kalelere Avrupa savaş tarihi içinde farklı işlevler yüklendiğini öğreniyordum. Avusturya kuşatmasının yapıldığı yerden Tuna’ya bakınca sessiz akışının hâlâ bir şeyler fısıldamak istediğini hissediyordum.

    46 yıl dünyaya hükmeden koca Kanuni, Hürrem’ini bir kez daha göremeden Zigetvar kalesinin bedenlerinde Hakk’a yürümüş. Son nefesini büyük sıkıntılar içinde verirken ağzından;

                               “Halk için muteber bir nesne yok devlet gibi,

                                 Olmaya devlet, cihanda bir nefes, sıhhat gibi…” sözleri dökülmüş.

Onun ölümlü hayattan ayrılışını yansıtan ve hepimizi düşünmeye iten acı dolu sözlerine Karacaahmet Mezarlığı’nda yatan bir fâni, mezar taşı yazısıyla seslenmiş:

                                “Olmaya kumlar sayısınca ömre hadd ü adet

                                  Girmeye bu şişe-i çarh içre…”

     Rehberimiz Tuna nehri kıyısında bir tepede Viyana muhasarasını anlatırken içim burkulmuştu. Muhasara süresince o kale bedenlerinde ne canların gittiğini düşünmüştüm hep… Kim bilir, “Boynu vurula!” buyruğuyla başarısız kabul edilen kaç komutanın başı düşmüştür o kara topraklara?

     Viyana bozgununun arkasından idam edilen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, fani âlemdeki son namazını müteakip “vücudum toprağa düşsün” diyerek yerdeki kilimleri toplatmış. Uzun sakalını kendi eliyle kaldırarak cellâdın kemendi geçirmesine yardım etmiş ve sanatını maharetle yapmasını istemiş. Sözün kısası devletin namusu olan kalelerin töreleri de çok ağırmış.

    Hafta sonunda Gebze-Eskihisar kavşağından kaleye kadar yürümüştüm. Her taraf kapalı olduğu için içeriye girememiştim. Kalenin kapısında abuk sabuk yazılar, ne yaptığı belli olmayan kişiler… Etraf çöp içinde ve kuru otlara teslim olmuş durumda.

    Kalenin resimlerini çekerken duvara tırmanıp içeriye girenleri gördüm. Turistleri taşıyan bir araç geldi. Kapıları kilitli görünce geriye dönüp gittiler. Ben de ölçüler aldıktan sonra sahile indim ve sahilden yukarıya doğru kalenin resimlerini çektim.

    Burada konuştuğum yaşlı kişiler Osman Hamdi Bey Müzesi’nden verilecek bir görevliyle kaleyi gezebileceğimi söylediler. Belediyeler arasında yetki kargaşası varmış, bir kişi görevlendirilmek istense zayıf bütçeyle ödeme imkânı bulunamıyormuş, yılda iki kez konser veriliyormuş vb… Sonra jandarmaya gittim. Bölge sit alanıymış, bu yüzden kapalı tutuluyormuş…

    Böylesine görkemli kale, bizden başka dünyanın hiç bir ülkesinde kapalı kalamazdı. Gebze Belediyesi’nin iyi niyetli çalışmalarından şüphe etmiyorum. Mevzuatın sınırlı, mali imkânların kısıtlı olduğu taraflar elbette vardır.

    Belediye, Garnizon Komutanlığı ile işbirliği yaparak içerideki kurumuş otları temizletmeyi planlayabilir. Kapıdaki yazıların silinmesi en kolay iş. Kalenin girişine bir büfe yapılmış olsa gezenlere rahatlatıcı imkân sunulmuş olur. Nöbetleşe iki veya üç güvenlik görevlisi konarak kontrol sağlanır, giriş biletli hale getirilir. Bu uygulama gelir getireceği gibi insanlara iş kapısı da açmış olur.

    Orta vadede özellikle yaz mevsimlerinde halen uygulanan konserlere ilaveten sünnet düğünü, nişan ve evlenme törenleri; mezuniyet baloları; kurtuluş günü, bayram, doğum günü ve çeşitli spor kulüplerinin galibiyet kutlamaları yapılabilir, spor etkinlikleri ve sergiler düzenlenebilir. Ramazan aylarında iftar saatinde sembolik olarak kaleden top atışı yapılabilir.

    Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Koruma Kurulu’nun müsaade ettiği oran ve ölçüler içinde ve mevzuatın dışına çıkılmaması kaydıyla mekânlar ayrılabilir, şirketlere seminer odaları kiralanabilir.

    Kalenin Osmanlı dönemindeki hamamı, ambar, cepanelikleri yeniden ortaya çıkarılarak zindanı Bodrum kalesinde olduğu gibi canlandırılabilir. Kale personelini yansıtacak şekilde eski dönemlerin kıyafetlerine uygun mankenler konabilir. Bunlar Belediye’nin kendi içinde yapacağı küçük bir yapılanma ile gerçekleştirilebilecek şeylerdir. (Örneğin; yapılan çalışmaları halka tanıtacak iletişim vasıtaları, şirketleri kaleye çekecek birimler vb.) Kalenin öndeki yıkık giriş duvarları, tarihini belirten kitabe ve kalenin maketi çalışmalardan elde edilecek gelirle yaptırılabilir.

    Bugüne kadar başarılı çalışmalara imza atan Gebze Belediyesi’nin konuyu hassasiyetle ele alacağına inanıyor, çalışmalarında kolaylıklar diliyorum.     



[1] Beden kum saatine benzetilmiş, ömrün denizdeki kumların sayısı kadar günleri olsa da bu kum saatinin

   (bedenin) içine girince biteceği vurgulanmak istenmiş.                     

[2] Koçu, Reşad,Ekrem, “Tarihimizde Garip Vakalar”, Baskı: ıv, İstanbul-2003, s:


İzlenme: 1591
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

KOCAELİ - HAVA DURUMU

KOCAELI

ÇOK OKUNANLAR

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ