Ehil olmayan ehliyetliler

Cengiz BAYSU

Cengiz BAYSU

E-Posta : cengizbaysu1955@yahoo.com.tr

    Daha çocukken tarlada traktör kullanarak, mahallede babasına ait aracın anahtarlarını izinsiz alarak tur atan, lise tahsilini bile tamamlayamamış bir genç… Bu çalışmalar sırasında nasıl olsa traktörün kasasını ters çevirmiş, bir çocuğu, kedi veya köpeği ezmiş ya da duvara toslamıştır. Dolayısıyla tecrübe safhasını tamamlamıştır. 18 yaşına geldiği gün ehliyet için müracaatını yapacaktır.
    Bir sürücü kursuna kayıt yaptırır. Yaşı ve tecrübesi kendisininkine yakın bir öğretmenin liderliğinde direksiyon sınavına girer. Sınava girdiği aracı birkaç silkeleme, geri kaçırma, şerit taşırma sonucu yürütür ve ehliyetini almaya hak kazanır.
    Yazılı ve uygulamalı testler sırasında diğer adaylarla birlikte polisle nasıl didişeceğini, diğer araç sürücülerine nasıl posta koyacağını, kavga için araçta ne bulundurması gerektiğini de öğrenmiştir. 
    Kapıya sırtı yarım dönük şekilde oturacak, aynalara eğilerek bakacak vitesi yandan değiştirip elini ileri atacaktır. Kavşağa geldiğinde sinyal vermeden ani dönüş yapacak ve kaza yaptıktan sonra sinyal verecektir. Deniz kıyısı ve piknik alanında kutu kutu bira içerek yola çıkacak, şeridinde gidemediği anlarda kendisini uyaranlara el kol işaretleri yapacak ve bağırtılarla karşılık verecektir.
    Trafik kontrolü sırasında kendisine patinaj zinciri, yangın söndürme cihazı, sıhhi ilk yardım çantası sorulduğunda yeni haberdar olduğunu anlayacak ama “vardı daa…” diye mazeretler sıralayacaktır. Şehir trafiğinde tavuk ezme yerine insan hayatına neden olabilecek atraksiyonlara girişebilecektir. Ehliyetini yeni almış bu kişi aracınıza binse, engin tecrübesiyle burnunu oynatarak araçta koku olduğunu, seyir sırasında bilmem nereden ses geldiğini falan söyleyecektir size.
    Bu ülkede üç gram yağmur yağsa onlarca trafik kazası olur. Silecekleri çalıştırmamaktan tutun da fren mesafesini ayarlayamamaya kadar etkenler kazanın hazırlayıcı sebepleridir. İşte yağışlı geçen son günlerdeki halimiz…
    Araçta bulunanların emniyetini düşünmeyen kişinin, taşıdığı insanların sağlığına da değer verdiğini görüyoruz. Sigara dumanından tavanı sararmış aracın içinde ağzında sağa veya sola dönük sigarasını içen, okkalı tükürüğünü camdan savuran, gümbür gümbür açtığı müziğin sesiyle çevreyi taciz eden nice sürücüler var.
    Dualarımızda Tanrı’ya “görünen görünmeyen kazalardan, belalardan bizi koru” diye yalvarırız. İbadethane, okul, spor tesisleri ve kışla önlerinden hızla geçmenin bir kazaya neden olması beklenen bir gelişmedir. 
    Sürücülerin, ibadet vecdi içindeki insanların dış dünya ile irtibatlarını kesmiş olabileceklerini; sınav kaygısı veya korkusuna kapılmış öğrencilerin boş bulunabileceklerini; şampiyon olma ya da kazanma sevincini yaşayan sporcu ya da sporseverlerin zafer sarhoşluğuna kapılabileceklerini düşünmeleri gerekir. Kışla önünden geçerken de ailesinden haber veya para alamamış askerlerin dikkatlerinin azalmış olabileceğini hissetmeleri icap eder. Bu mahallerde meydana gelen kazalar “ehliyet abideleri”nin yarattığı görünen kazalar sınıfına girer.
    Bayram dönüşlerinde, değişik meteorolojik şartların hüküm sürdüğü bölgelerde, gelin alma ve asker uğurlama konvoylarında, sporcu taraftarların araçlarıyla katılarak yaptıkları kutlamalarda ve özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde siyasi parti liderlerinin yol üzerinde karşılanmalarında her zaman tehlike vardır.  Koruma araçlarını deli gibi kullanan sürücüler ne yaptığının farkında bile değildir. Koruma aracındaki görevliler, diğer sürücülere el kol hareketleri yapar ve bağırırlar. Ambulansların geçiş üstünlüğü olduğu gibi hareket ve söz serbestisi de vardır.  Ağzına geleni söyleyebilir.    
    Kullandıkları araçlarının frenine basmaları pek akıllarına gelmeyen “ehil olmayan ehliyetliler”in, duygularını ve saymaya çalıştığım özgürlüklerini (!) frenlemeleri belki akıllarına gelir.
    Kişiye çarptığı zaman bu tarafta kalırsa kendi başının derde gireceğini düşünerek öbür tarafa göndermenin daha uygun olacağına inanmış sürücülerin, tavırlarına devam etmeleri halinde, tenzil-i rütbe sonucu “maganda” statüsüne geçebileceklerini ve hukuken de suçlu sayılabileceklerini bilmeleri gerekir. 
 


İzlenme: 944
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

KOCAELİ - HAVA DURUMU

KOCAELI

ÇOK OKUNANLAR

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ