Bayram çerezi

Cengiz BAYSU

Cengiz BAYSU

E-Posta : cengizbaysu1955@yahoo.com.tr


 

   Çikletini baloncuk yaparak patlatan ve elindeki aşk romanıyla entel görüntüsü vermeye çalışan çitlembik kızın ayaktaki yaşlı hanım ve beyleri umursamayan tavrını anlatmak her zaman mümkün. İneceği istasyona kadar 20 dakika oturmuş, inerken yaşlı hanımefendiye “buyurun siz oturun!” demişti.

    -- A evladım, ben biletimi ‘ayakta mevki’ olarak almıştım zaten. Sen inerken de rahat ol!

                                                  *                     *                     *

    Ana caddelerde polis korkusuyla yapamadıkları ‘yasayı delme operasyonlarını’ ara sokaklarda ve varoşlarda pervasızca yapan, plakasız araçlarla cirit atan, küçücük çocukları öne oturtarak tehlikeler yaratan nice mahlûkat, bir de yaptıklarıyla böbürlenir. Polis;

    --  Neden çocuğunu kucağında direksiyona oturtuyorsun?

    --  Abi çocuk kucağımda oturuyor, direksiyonu tutmuyor ki? 

                                                 *                      *                      *      

    Adam, şehirlerarası otobüsü gece sokağınıza bırakıyor, sabah erkenden çalıştırıyor. Hiç düşünmez misin be adam! Bu evlerde gündüz uyuyup gece çalışan ya da gecelerini kıvranarak geçiren hastalar var mıdır acaba diye? Şikâyet ettiğiniz zaman size hemen kaymakamlığa dilekçeyle müracaat etmenizi söyleyen polise ne diyeceksiniz?

    -- Sizden rica etsek, ya arabanızı buraya park etmeseniz ya da bu saatte çalıştırmasanız?

    -- Niçin, nereye park edicem?   Heyecanını kontrol edemeyen genç atlayıverdi konuya;

    -- Ağzımın içine!   Ve itiş kakış başladı, tam sahur saatinde.

                                                 *                       *                      *

    Kahvehaneleri dolduran işsiz kitleler, ev idaresini bile beceremezken mahalleye, muhtara, kaymakama nizam vermeye kalkışırlar. Şirketi hatta devleti yöneterek yönetimin parçası olurlar. Devleti yönetmeyi tavukçuluk sorunlarını tartışmak gibi bir şey zannederler.

    Cigarasını tüttürüp kâğıt oynuyor, bir yandan da televizyonda ‘gezi parkı’ olaylarını takip ediyordu.

    -- Yakalayacaksın, basacaksın sopayı, bak bi daa yapar mı deyyuslar?  Diğeri tamamlayıcı açıklama yapıyor;

    -- Üç beş gün atacaksın zindana, çıkınca da süreceksin Hakkâri’ye…

Neyse Allah’tan “asacaksın veya sallandıracaksın” demedi, bir asır öncesi kafaya sahip muhterem. Nasıl anlatırsın ona değnek cezasının, zindanın ve sürgünün Cumhuriyet kanunlarında yeri olmadığını?

    Avurtları birbirine yapışırcasına çektiği son dumanı burnundan çıkarırken ağlayan çocuğu gelmişti. Dersanedeki öğretmeninin kulağını çektiğini hıçkırarak anlatıyordu. İnsanlıktan nasibini ararken muhtemelen eşeğin çiftesine maruz kalan özürlü kafa, masada kaybetmenin de acısıyla ağzına koyduğu yeni sigarayı yiyecek gibi olmuştu:

     -- Neee, nasıl yapar lan bunu? Git evden pıçağ (bıçağı) getir! 

Oyunda kazanmakta olan zindan ve sürgün taraftarı, muhtemelen kendi başına da pıçahlı (!) bir olay geleceğini sezmiş olacak ki, paraları toplamış ve hemen sıvışmıştı.

                                                 *                         *                       *

    Ramazan ayını bitirmiş, bayram hazırlıklarına geçmiştik. Sabahleyin çalınan kapımızı açtığım zaman karşımda davulcuyu gördüm… her sahurda üç ayrı istikametten gelerek bizim sokakta buluşan, arabaların alarmlarını çaldıran ve kendisini ikaz edenlere cevaplar veren davulcuyu. Neyse bahşiş istemeye geldiği belliydi, verdim. 10 dakika sonra yine kapı çaldı ve diğer davulcu geldi. Eee, bayram diye kapıdan çevirmedik ve yine bahşiş verdik. Bizden giden karşı komşumuzun da kapısını çalıyordu. Üçüncü kapı çalmasında da yine başka bir davulcunun gelmiş olduğunu gördük. Biz konuşurken karşı komşumuz kapısını açtı;

    -- Aşağı mahallenin davulcularına da haber verin gelsinler, bekliyoruz.

                                                    *                     *                       *

 

    Hadi bir de herkesin bildiğini var saydığım fıkrayı anlatayım. Açgözlüleri es geçmek olmaz. Gözü, daldaki kargada olan tilki uzanmış yatıyor. Karga, yerdeki darı tanelerini yiyecek ama tilkiden çekiniyor. Süre uzayınca tilkiye sormak ihtiyacını hissetmiş;

    -- Tilki kardeş niye yatıyorsun?

    -- Ramazan ayındayız, oruçluyum. Can yakmamaya, kimseyi kırmamaya dikkat ediyorum.

Cevap kargayı rahatlatmış ve yere inmesiyle birlikte tilkinin avı oluvermiş.

    -- Lan şerefsiz, hani oruçluydun sen?

    -- Biraz önce top atıldı, duymadın mı?

 

                                       

 

                                                                  

 


İzlenme: 789
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

KOCAELİ - HAVA DURUMU

KOCAELI

ÇOK OKUNANLAR

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ