Bandoyu susturmak

Cengiz BAYSU

Cengiz BAYSU

E-Posta : cengizbaysu1955@yahoo.com.tr

    Türkiye’de alışılagelmişin dışında çok farklı uygulamalar görüyoruz. İnsana bazen tuhaf gelebiliyor. Bütün bunlar (s)açılım projesinin uygulanmasından kaynaklanıyor olsa gerek. Bu projeyi tersinden anlayanlar olduğu gibi ters anlayanlar da olabiliyor.
    Yedi seneden beri terör örgütüyle pazarlık olmayacağını anlatmaya çalışmıştım.  İddiamı bir kez daha yinelemek istiyorum. Bu örgüt her sıkıştığı dönemde “barış, ateşkes, kardeşlik” nutukları atarak toparlanma sürecine girer. Palazlanınca da saldırır. 30 yıldan beri gözlenen budur.
    İnsanlarımızın katledildiği yerlerde halkın sığınacağı tek bayrağın altına girmek istemesini, karşı tarafı kışkırtacağı düşüncesiyle kabul etmek istemeyen bir zihniyet türemişti. Türk bayrağını belli bölgelerde açmak gerçekten sorun oluyordu. Tüm iyi niyetli girişimlere rağmen şiddete ve kabalığa yönelik eylemler, “polise tokat atmak, hakaret etmek teröristlerle kucaklaşmak, TBMM çatısı altında MSB’nın maiyetindeki askerlere lâf çakmak ve devlete posta koymak” şeklinde devam etmişti.
        Şehit cenaze töreninde cereyan eden son olay ise üzüntü vericidir. Silah arkadaşları, ebedi yolculuğuna çıkan aziz şehidimize yürürlükteki mevzuata uygun şekilde son görevlerini yapmakta ve onu uğurlamaktadırlar. Halk ve askerler cenaze namazını kılmış, aziz naaş omuzlara alınmıştır. Bandonun önünden geçişi en fazla beş dakika sürecektir.
    Cenaze törenine katılan bir bakan, görevli subaya “bandonun susturulması” talimatını vermiş, sonra da kolundan tutarak talebini tekrarlamıştır. Korumasına da aynı buyruğu vererek “halkın, inançları doğrultusunda cenazesini kaldıracağını” söyleyerek askeri bandoyu susturmuştur.
    Bu uygulama çok daha öncesinden hazırlanacak bir yasayla kaldırılabilir ve hiç de nazik olmayan böylesi uyarılara gerek kalmayabilirdi. Üstelik her ailenin de böyle bir uygulamaya karşı olduğunu söylemek mümkün değildir. Yeniden düzenlenecek bir mevzuat ile isteyen garnizon komutanlığı’na müracaatla bandoyu talep edebilir, isteyen de “Allahüekber” nidalarıyla uğurlayabilirdi.
    Tabii bir de işin diğer boyutu var. Bugüne kadar uğurlananlar Müslüman değil miydi? Onların cenaze merasiminde “Allah’ın bir ve yüce oluşu” zikredilmedi mi? Bandonun önünde 50 m. yürünmekle kaybedilen nedir? Kaldı ki böyle bir uygulamaya halktan talep gelmemiş veya tepki gösterilmemiştir. Bu ülkede öldürülen Ermeni askerimiz de oldu. Onlar sokaklarda kendi dillerine ve ayinlerine göre uğurlama yapabildi mi?
    Bu talep, zaman, mekân ve üslup açısından son derece sakıncalı sonuçlara başlangıç teşkil edebilir. Devletin tepesindekilerin kendi aralarında meydana gelen bazı uygun olamayan söz atma ve davranışların aşağıdakiler tarafından fırtınaya dönüştürüldüğünü görmüştük. Benzer olayın bir partinin ilçe başkanı ile kışla komutanı arasında, kaymakam ile garnizon komutanı arasında yaşanmayacağını söylemek mümkün mü?
    Kamu görevlileri, dilsizdir. Tokat atılan polisimiz bile cevap vermemiştir. İdarenin gücünü her arkasına alan böyle mi davranmalıdır? Bırakın herkes görevini yapsın. Pırıl pırıl kıyafetleri, vücut bakımları ve disiplin içindeki tavırlarıyla silah arkadaşlarını uğurlamaya gelen bandodaki görevlilerin de başlarındaki görevli subayın da gönülleri kırılmamış olabilirdi.  
    Bana göre meselenin en önemli yanı bandonun susturulması değil, 30 yıldan beri can almaya devam eden terörün susturulması olmalıydı. BDP’nin devlete karşı söylem ve eylemlerini suskunlukla karşılayanlar galiba onları uyaramıyorlar… 
       
 


İzlenme: 1291
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Türk Milletine

    Misafir Milletin gelecegi Serefli Türk Subaylarinin elindedir.Kivilcim heran ülkeyi sarabilir,vazife Atatürkün Genclige hitabasinde belirtilmistir.Ne Mutlu Türküm Diyene! 04 Eylül 2012 21:13

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

KOCAELİ - HAVA DURUMU

KOCAELI

ÇOK OKUNANLAR

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ